D Vitamini Eksikliği Riski Artırıyor

Halk arasında kemik erimesi olarak bilinen osteoporoz, 50 yaş üzerindeki her 3 kadından birinin ve her 5 erkekten birinin sağlığını tehdit ediyor. Uzmanlar, osteoporozun kemik gücünün azalması sonucunda kemik kırılganlığında artış ile karakterize bir iskelet sistemi hastalığı olduğunu ve günümüzde insan ömrünün uzaması nedeni ile önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini söylüyor.

D Vitamini Eksikliği Riski Artırıyor

Halk arasında kemik erimesi olarak bilinen osteoporoz, 50 yaş üzerindeki her 3 kadından birinin ve her 5 erkekten birinin sağlığını tehdit ediyor. Uzmanlar, osteoporozun kemik gücünün azalması sonucunda kemik kırılganlığında artış ile karakterize bir iskelet sistemi hastalığı olduğunu ve günümüzde insan ömrünün uzaması nedeni ile önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini söylüyor.

D Vitamini Eksikliği Riski Artırıyor
20 Ekim 2020 - 09:41

İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Park Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniği’nden
Prof. Dr. Rezzan Günaydın, Dünya Osteoporoz Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, D vitamini
eksikliğinin osteoporoz riskini artırdığını söyleyerek hastalıktan korunma ve tedavisi hakkında
önemli bilgiler paylaştı.

Osteoporozun sessizce ilerlediğini ve vücutta kırıklar oluştuğunda belirti verdiğini söyleyen
Günaydın; “Kırıklara bağlı olarak hastalarda ağrı, işlev kaybı, yaşam kalitesinde bozulmalar ve
hatta ölüm riskinde artış meydana gelir. Osteoporoza bağlı kırık oluşan vücut bölgeleri sıklık
sırasıyla omurga, el bileği ve kalçadır. 2050 yılına kadar her sene yaklaşık olarak 21.3 milyon kalça
kırığı olacağı tahmin edilmektedir. Kalça kırığından sonraki bir yılda ölüm oranı yüzde 20, kalıcı
sakatlık yüzde 30 ve bağımsız yürüyememe yüzde 40 hastada görülmektedir. 50 yaşın üzerindeki
kadınların yaklaşık yüzde 30’unda en az bir omurga kırığı bulunmaktadır. İlk kırık oluştuktan sonra
ikinci kırık olma olasılığı da artmaktadır. Osteoporotik omurga kırıkları uzun dönemde ilerleyici
kamburluk, solunum fonksiyonlarında bozulma ve kronik ağrıya neden olabilmektedir. Sessizce
ilerleyen ve kırıklar oluştuğunda belirti veren bu hastalıkta osteoporoz açısından risk altında olan
kişilerin saptanması ve hastalıktan korunmak için önlem alınması gerekmektedir.” dedi.

60 yaş üzerindeki kişilerin risk gurubunda olduğunu söyleyen Günaydın, osteoporozun risk
faktörleri hakkında şunları söyledi: “45 yaşından önce menopoz, 40 yaş sonrası düşük enerjili kırık
geçirmek ve ailede osteoporotik kırık olması osteoporoz riskini artıran faktörler. Kortizon tedavisi,
beslenme ve gıda emilim bozuklukları, kalsiyumdan fakir beslenmek, sigara kullanımı, aşırı alkol
alımı, aşırı kafein alımı, düşük vücut ağırlığı, D vitamini eksikliği, hareketsiz yaşam, bazı endokrin
ve romatizmal hastalıklar da osteoporoz için risk oluşturmaktadır.”

Erken Tanı İçin DXA Testi

Osteoporoz tanısı için hastalarda öncelikle osteoporoz açısından risk faktörlerinin değerlendirilmesi
ve fizik muayene yapılması gerektiğinin altını çizen Günaydın; “Tanı için bazı laboratuvar tetkikleri
yapılmalı ve radyografiler çekilmelidir. Ancak standart röntgen filmlerinde hastalık saptandığında
genellikle ileri dönemdedir. Bu nedenle erken tanı için kemik dansitometrisi (DXA) olarak
isimlendirilen kemik yoğunluğu ölçümlerine başvurulmaktadır. Bu teknik son derece kolay,
ekonomik ve radyasyon miktarı oldukça düşük olan bir işlemdir. Kemik kitlesi hakkında doğru ve
kesin sonuç verir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) osteoporoz tanısı ve kırık riskinin belirlenmesi ile
ilgili kriterleri belirlemiştir.” dedi.

Düşmelere Dikkat!

Osteoporozdan korunmada ve tedavide en önemli yöntemin beslenme ve yaşam tarzı değişikliği
olduğunun altını çizen Günaydın hastalığın tedavisinde D vitamini takviyesine dikkat çekti.
Günaydın; “Günlük 800-1200 mg kalsiyum alınmalıdır. D vitamininin optimal serum seviyesi 30
ng/ ml (80 nmol /L) üzerinde olmalıdır. Hastanın bu değerleri düşükse mutlaka düzeltilmelidir.
Güneş ışığı ve diyetle yeterli D vitamini alımı sağlanmalıdır. Sigaradan ve aşırı alkol tüketiminden
uzak durulmalıdır. Günlük diyette yeterli miktarda hayvansal ve bitkisel protein alınmalıdır.
Düzenli fiziksel aktiviteler yapılmalıdır. Ayrıca kırıkların oluşumunda en önemli faktörlerden biri
olan düşmelerin önlenmesi için de bir takım tedbirlerin alınması gerekmektedir. Ev ve iş yerinde
kaygan zeminlerde gerekli önlemler alınmalı ve ayağa takılabilecek kablolar, halı ve kilimler
kaldırılmalıdır. Ev içi aydınlatma iyi olmalı, merdiven, küvet ve klozet kenarlarına tutamaklar
yerleştirilmelidir. Gerekirse ileri yaşlarda baston, yürüteç gibi yardımcı eşyalar kullanılmalıdır.”
dedi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum