<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">
    <channel>
        <title>Demokrat Gazete - Sağlık</title>
        <description>Haberin Adresi</description>
        <link>https://www.demokratgazete.com</link>
        <language>tr</language>
        <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 18:04:55 +0300</pubDate>
                                <item>
                <title>Annelere güvenli doğum dersi</title>
                                    <description>Eşrefpaşa Hastanesi’ndeki Gebe Okulu’nda anne adayları kulaktan dolma bilgiler yerine uzmanlardan eğitim alıyor. Psikolog, diyetisyen, fizyoterapist, ebe ve hekimlerin görev aldığı program, doğum kaygısını azaltmayı hedefliyor. Yeni program için kayıtlar da başladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği bünyesinde açılan Gebe Okulu; hekim, ebe ve hemşireler eşliğinde 20 haftalık gebelere, lohusalara ve baba adaylarına yönelik kapsamlı bir eğitim programı sunuyor. Okulda gebelik süreci, doğum, doğum sonrası bebek bakımı, emzirme danışmanlığı gibi pek çok konuda bilgi verilirken, anne adayları ve yeni doğum yapan annelerin ruhsal ve fiziksel olarak sürece hazırlanması için psikolojik destek ve diyetisyen desteği, ağız ve diş sağlığı muayenesi, pilates ve yoga gibi hizmetler de veriliyor. Üç haftalık eğitim sürecinin ardından katılımcılara mezuniyet belgeleri takdim ediliyor. Gebe Okulu’na gitmek isteyenler için kayıt süreci de yeniden başladı.</p>

<p><strong>Doğuma hazırlanıyorlar</strong></p>

<p>Gebe Okulu hakkında bilgi veren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Hilal Elbi, “Anne adaylarını gebelik, doğum ve lohusalık süreçlerine hem fiziksel hem de psikolojik olarak hazırlayan kapsamlı bir eğitim programı veriyoruz. Bu eğitim programı; doğuma hazırlık, yeni doğan bakımı, emzirme, lohusalık dönemlerine ait bilgileri içeriyor. Beslenme konusunda diyetisyenimiz devreye girerken, gebelik, doğum ve lohusalık eğitimlerini ebe ve hekimler veriyor. Egzersizleri fizyoterapistimiz yaptırıyor, diş muayeneleri diş hekimlerimiz tarafından yapılıyor. Ayrıca gebelik ve doğum süreci için psikolog hizmeti veriliyor. Gebe Okulu’nun asıl amacı, anne ve baba adaylarını kendine güvenen ebeveynler olarak doğuma hazırlamak. Geri bildirimler de olumlu oluyor. Anne adayları; çok memnun kaldıklarını, bilgilendiklerini, kendilerini güvende hissettiklerini söylüyor. Korkularla, bilinmezliklerle doğuma girmektense burada gebeliğin ve doğumun aşamalarını, doğumun nasıl gerçekleşebileceğini, nelerle karşılaşabileceklerini, nasıl emzireceklerini öğreniyorlar. Anne ve baba adayları ile lohusalar, Gebe Polikliniği üzerinden Gebe Okulu’na başvuruda bulunabiliyor” bilgisini verdi.</p>

<p><strong>“Gebe Okulu’nu tavsiye ediyorum”</strong></p>

<p>Eğitimlere katılan 30 haftalık hamile Tuğba Karasan, “Kendimi gebelik ve doğum konusunda bilinçlendirmek istedim. O yüzden Eşrefpaşa Hastanesi Gebe Okulu’na kaydımı yaptırdım. İki haftadır geliyorum. Çok etkili bilgiler öğrendim. Stresimi daha iyi yöneteceğim bilgiler edindim. Bazı şeyler dışarıdan bakıldığı kadar kolay olmuyor. Burada bizzat görerek, sorarak ve uygulamalı yaparak öğrendiğimiz için gerçekten bebeğimize bakıyor duygusunu hissedebiliyoruz. Birebir eğitimin farkını görüyoruz. Anne adaylarına, hem bilinçli anne olmaları adına hem de çocuklarını daha iyi bir şekilde korumaları adına Gebe Okulu’nu tavsiye ediyorum” diye konuştu.</p>

<p><strong>“Kendimizi güvende hissediyoruz”</strong></p>

<p>22 haftalık hamile Merve Avşar da “Gebelik sürecinde bilgi edinme amaçlı araştırma içindeydim. Buraya muayeneye geldiğimde Gebe Okulu’ndan bahsettiler. Hastane temiz ve düzenliydi ve buraya gelmeyi tercih ettim. Eğitimlerde bizimle çok ilgileniyorlar. Burada bebeğin bakımını, onu emzirmeyi, yıkamayı öğreniyoruz. Dışarıdan çok kolay gibi geliyor ama neticede küçücük bir can ve bunları en başından öğrenmek çok farklı bir duygu. Buraya aslında en başta kendimiz için geliyoruz. Önce kendi duygularını yönetmen gerekiyor. Kendini iyi ve yeterli hissedersen zaten bebeğe de yeterli gelirsin ve onu sağlıklı büyütürsün. Dışarıdan öğrendiğimiz bilgilerle burada öğrendiğimiz bilgiler arasında çok fark var. Kulaktan dolma bilgilerle değil uzmanlardan bilgi edindiğimizde içimiz daha rahat oluyor, kendimizi güvende hissediyoruz” dedi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/07/annelere-guvenli-dogum-dersi_6a4e04d81f762.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/annelere-guvenli-dogum-dersi/44395</link>
                <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 10:58:45 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>36 kilo verip herkesi şaşırttı</title>
                                    <description>İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’nde görev yapan Diyetisyen Dilara Demirkan, 97 kilodan 61 kiloya düştü. “Sen diyetisyen olamazsın” sözlerine inat 16 ayda 36 kilo veren Demirkan, bugün hastalarının ilham kaynağı oldu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Diyetisyeni Dilara Demirkan, çocukluk yıllarından beri mücadele ettiği fazla kilolarından 16 ayda kurtuldu. 97 kiloyla başladığı yolculukta 36 kilo vererek 61 kiloya düşen Demirkan, bir zamanlar kendisine yöneltilen “Sen diyetisyen olamazsın” sözlerini bugün başarı hikayesine dönüştürdü. Hastalarının artık “Ama burada şişman bir diyetisyen vardı” diyerek şaşkınlık yaşadığını söyleyen Demirkan, sağlıklı kilo vermenin sırrının sabır, disiplin ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarında saklı olduğunu anlattı.</p>

<p><strong>“Sen diyetisyen olamazsın” diyenler oldu</strong><br />
Fazla kilolarla küçük yaşlarda tanışan Demirkan, yıllarca diyet yapıp bıraktığını anlattı. Çocukluğundan beri kilo problemi yaşadığını belirten Demirkan, “Her yaz diyetisyene gider, birkaç ay diyet yapardım. Ancak kış geldiğinde eski beslenme düzenime geri dönerdim. Bu döngü yıllarca sürdü. Üniversite yıllarında önce gıda teknolojisi eğitimi aldım. Babamın yıllardır diyetisyenlere para ödediğini görünce kendi kendime ‘Seni bu dertten kurtaracağım’ dedim ve Beslenme ve Diyetetik bölümünü tercih ettim. Ancak bu kararıma çevremden olumsuz tepkiler geldi. ‘Kelin ilacı olsa başına sürer’, ‘Sen diyetisyen olamazsın’ diyenler oldu” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>97 kiloyla başlayan dönüşüm</strong><br />
Uzun yıllar kilosunu çok önemsemediğini söyleyen Demirkan, sağlık sorunlarının ortaya çıkmasıyla birlikte yaşamında köklü bir değişiklik yapmaya karar verdiğini belirterek, “Tiroidle ilgili bazı sağlık sorunları yaşamaya başladım. Bir aile düğünü öncesinde kardeşimle birlikte diyet yapmaya karar verdik. Başlangıçta küçük adımlarla ilerledik, ancak zamanla bu süreç bir yaşam değişikliğine dönüştü. 97 kiloyla başladığım yolculukta yaklaşık 16-17 ayın sonunda 61 kiloya düştüm. Eski hastalarım geldiğinde beni tanımakta zorlanıyor ve ‘Ama burada şişman bir diyetisyen vardı’ diyorlar. Ben de ‘Evet, o bendim’ diye yanıt veriyorum. Ardından büyük bir şaşkınlıkla ‘Nasıl yaptınız?’ diye soruyorlar” dedi.</p>

<p><strong>Salçalı makarna için ağlayarak uyudu</strong><br />
Kilo verme sürecinde birçok kişinin kendisine ameliyat ya da zayıflama iğnesi kullanıp kullanmadığını sorduğunu belirten Demirkan, başarısının arkasında yalnızca sağlıklı beslenme ve düzenli spor olduğunu söyledi. Demirkan, “Ne mide ameliyatı oldum ne mide balonu yaptırdım ne de zayıflama iğnesi kullandım. Kendi hazırladığım beslenme programına sadık kaldım ve düzenli olarak spor yaptım. Bir gece sadece salçalı makarna yemek istediğim için ağlayarak uyudum. Evde makarna da yoğurt da vardı. İstesem kalkıp yiyebilirdim. Ama kendime bir söz vermiştim. Yemedim ve uyudum. Ertesi sabah programıma kaldığım yerden devam ettim. ‘Artık yapamıyorum’ dediğim çok zaman oldu. Ancak ailem, arkadaşlarım ve doktor meslektaşlarım bana sürekli destek verdi. Bazen insanın yanında kendisine inanan insanların olması her şeyden daha önemli” dedi.</p>

<p><strong>“Diyetisyen sadece kilo verdirmez”</strong><br />
Toplumda diyetisyenlik mesleğinin çoğu zaman yalnızca kilo verme ile ilişkilendirildiğini belirten Demirkan, hastanede çok farklı sağlık sorunları bulunan hastalara da hizmet verdiklerini vurguladı. Demirkan, “Diyetisyen denince insanların aklına ilk olarak zayıflamak geliyor. Oysa biz sadece kilo vermek isteyen kişilerle çalışmıyoruz. Diyabet, kolesterol ve gut hastalarının yanı sıra nöroloji ve yoğun bakım servislerinde tedavi gören hastalara da beslenme desteği sağlıyoruz. Bizim görevimiz yalnızca kilo verdirmek değil, bireylere sağlıklı ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları kazandırmak” dedi.</p>

<p><strong>“Zayıflama iğneleri uzman hekim kontrolünde kullanılmalı”</strong><br />
Son dönemde yaygınlaşan zayıflama iğnelerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Demirkan, bu tür ilaçların mutlaka uzman hekim kontrolünde ve gerekli tahliller yapıldıktan sonra kullanılması gerektiğini vurguladı. Demirkan, “Bu yöntemlere karşı değiliz. Ancak kişilerin bu ilaçları eczaneden temin ederek kendi başlarına kullanmalarını doğru bulmuyoruz. Öncelikle kan tahlilleri yapılmalı, kişinin sağlık geçmişi ayrıntılı şekilde değerlendirilmeli ve tedavi süreci uzman hekimler tarafından planlanmalıdır. Ayrıca bu süreç, diyetisyenlerin yürüteceği beslenme takibiyle desteklenmelidir. Ben ise ailemde bulunan bazı kanser öyküleri ve yaşadığım tiroid sorunları nedeniyle bu yöntemlerden uzak durmayı tercih ettim” dedi.</p>

<p><strong>“Kilo vermek değil, korumak zor”</strong><br />
Bugün artık “diyet” sürecinden çok “koruma” döneminde olduğunu söyleyen Demirkan, asıl mücadelenin verilen kiloları koruyabilmek olduğunu vurguladı. Demirkan, “İnsanlar hedef kiloya ulaştıklarında sürecin bittiğini düşünüyor. Oysa asıl süreç bundan sonra başlıyor. Ben bugün dikkat etmeyi bıraksam verdiğim kiloların önemli bir kısmını geri alabilirim. Ameliyat, mide balonu ya da zayıflama iğnesi kullanan kişiler için de durum farklı değil; beslenme düzeni değiştirilmediği sürece verilen kilolar geri dönebiliyor. Önemli olan sürdürülebilir bir yaşam tarzı oluşturmak. Diyet ve spor, emek isteyen ama süreklilik gerektiren süreçlerdir. Uzun süre çaba gösterilir, ancak bırakıldığında geri dönüşler başlayabilir. Bu nedenle önemli olan kısa süreli diyetler değil, ömür boyu sürdürülebilecek sağlıklı alışkanlıklar kazanmaktır. Benim bu süreçte öğrendiğim en önemli şey de bu oldu” dedi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/06/36-kilo-verip-herkesi-sasirtti_6a2fb513465c2.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/36-kilo-verip-herkesi-sasirtti/44288</link>
                <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 11:13:25 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Büyükşehir&#039;den ikinci Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi</title>
                                    <description>Konak Center&#039;da yer alan İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezi&#039;nde (İZSEM) açtığı Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi&#039;nde ücretsiz ve anonim olarak HIV, Hepatit C, Hepatit B ve sifiliz (frengi) test hizmeti veren İzmir Büyükşehir Belediyesi, aynı hizmeti Küçük Çiğli&#039;de bulunan İZSEM bünyesinde de yürütecek.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi sayısını ikiye çıkardı. İlki İZSEM Konak Center'da faaliyete geçen merkezin ikincisi İZSEM Küçük Çiğli'de çalışmalarına başladı. Merkezlerde ücretsiz ve anonim şekilde HIV, Hepatit C, Hepatit B ve sifiliz (frengi) testleri yapılıyor. Detaylı bilgi ve randevu için 0232 294 22 47 numaralı telefon aranabiliyor.</p>

<p><strong>Gizlilik esasıyla çalışılıyor</strong></p>

<p>Gizlilik esasıyla çalışan merkezde, danışanların kimlik bilgileri alınmıyor ve herhangi bir sosyal güvence de aranmıyor. Parmak ucundan alınan bir damla kan ile yapılan testin sonucu, yaklaşık 20 dakika içinde kişiye bildiriliyor. İlk tanı testi sonucuna göre pozitif şüphesi duyulan hasta, hastanelere yönlendiriliyor.</p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı ile Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında yürütülen çalışma, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar hakkında danışmanlık hizmetini de kapsıyor. Uzman sağlık personelinin verdiği danışmanlık hizmeti, testi yaptıran kişilerin sorularını yanıtlayarak erken teşhis ve tedavi sürecine destek oluyor.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/06/buyuksehirden-ikinci-gonullu-danismanlik-ve-test-merkezi_6a1d36132cfb3.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/buyuksehirden-ikinci-gonullu-danismanlik-ve-test-merkezi/44226</link>
                <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 10:28:44 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>El Cerrahisi Uzmanı Dr. Savran’dan ‘Acemi Kasap’ Uyarısı “</title>
                                    <description>Kurban Bayramı öncesinde vatandaşlara önemli uyarılarda bulunan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı, El Cerrahisi Yan Dal Uzmanı Op. Dr. Ahmet Savran, bayram döneminin el cerrahisinin en yoğun zamanlarından biri olduğunu söyledi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p class="normal" style="margin-top:16px; margin-bottom:16px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Arial,"sans-serif"">Kurban kesimi sırasında yaşanan dikkatsizliklerin ciddi yaralanmalara yol açtığını belirten Savran, özellikle el ve parmak kesilerinde her yıl büyük artış yaşandığına dikkat çekti.</span></p>

<p class="normal" style="margin-top:16px; margin-bottom:16px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Arial,"sans-serif"">“Kurban Bayramı geldiğinde adeta el kesisi salgını yaşanıyor” diyen Savran, sağlık çalışanlarının bu döneme özel hazırlık yaptığını ifade etti. Savran, “Kurban Bayramı, el cerrahisinin en yoğun olduğu dönemlerden biridir. Bu süreçte izinler iptal edilir, gerekli malzemeler ve cerrahi setler hazırlanır. Sağlığın her alanında olduğu gibi burada da koruyucu hekimlik büyük önem taşıyor” dedi.</span></p>

<p class="normal" style="margin-top:16px; margin-bottom:16px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Arial,"sans-serif"">Vatandaşların kurban kesimini mutlaka işin uzmanına bırakması gerektiğini vurgulayan Savran, profesyonel kasaplarla çalışılmasının hayati önem taşıdığını söyledi. Kurban kesimi yapan kişilerin koruyucu eldiven kullanması gerektiğini belirten Savran, profesyonel kesim alanlarında tetanoz aşısının da ihmal edilmediğini kaydetti.</span></p>

<p class="normal" style="margin-top:16px; margin-bottom:16px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Arial,"sans-serif"">Olası yaralanmalarda zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade eden Savran, kopan uzuvların doğru şekilde taşınmasının tedavi sürecinde büyük önem taşıdığını belirtti.</span></p>

<p class="normal" style="margin-top:16px; margin-bottom:16px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:Arial,"sans-serif"">Savran, “Bir yaralanma olduğunda en yakın acil servise başvurulmalıdır. Eğer parmak kopması varsa, kopan parçanın uygun koşullarda taşınması gerekir” diye konuştu.</span></p>

<p class="normal"> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/05/el-cerrahisi-uzmani-dr-savrandan-acemi-kasap-uyarisi_6a13f27d1e34d_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/el-cerrahisi-uzmani-dr-savrandan-acemi-kasap-uyarisi/44220</link>
                <pubDate>Mon, 25 May 2026 09:49:02 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bahar Alerjisine Dikkat</title>
                                    <description>Özel ENTO Kulak Burun Boğaz Cerrahi Tıp Merkezi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Süreyya Paksoy, toplumda “bahar alerjisi” olarak bilinen durumun yalnızca ilkbaharla sınırlı olmadığını belirtti. Alerjiye yol açan polenlerin türüne göre ilkbahar, yaz ve sonbahar aylarında da yayılabildiğini belirten Dr. Paksoy, “Çayır ve çimen polenleri genellikle Nisan ile Temmuz ayları arasında yoğunlaşırken, ağaç polenleri daha çok ilkbaharda yayılıyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p class="normal" style="margin-top:19px; margin-bottom:19px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span lang="tr" style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Yabani ot polenleri ise Temmuz ile Eylül ayları arasında görülüyor” diye konuştu. </span></p>

<p class="normal" style="margin-top:19px; margin-bottom:19px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span lang="tr" style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Alerjinin ortaya çıkabilmesi için genetik yatkınlık ile çevresel faktörlerin bir araya gelmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Paksoy, alerjenlerin vücuda farklı yollarla girebildiğini belirterek şunları söyledi:  “Besinler ve ilaçlar ağız yoluyla, böcek ısırıkları <span style="background:yellow">ve deterjan, şampuan gibi kimyasallar cilt yoluyla;</span> polenler, ev tozu akarları, küf mantarları, hayvan epitelleri ve bazı kokular ise solunum yoluyla vücuda alınıyor. Bu durum; alerjik nezle, alerjik astım, ürtiker, alerjik konjonktivit, egzama ve bebeklerde besin alerjisi gibi farklı hastalık tablolarına yol açabiliyor. Alerjik reaksiyonlarda gözlerde sulanma, kızarıklık ve çapaklanma; burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve <span style="background:yellow">kaşıntısı</span>; sık hapşırma, boğazda gıcıklanma ve damakta kaşıntı gibi belirtiler görülebiliyor. Bazı çocuklarda bu tabloya astım da eşlik edebiliyor. Astım geliştiğinde ise öksürük, hırıltı ve nefes darlığı gibi şikâyetler ortaya çıkabiliyor.”</span></p>

<p class="normal" style="margin-top:19px; margin-bottom:19px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><b><span lang="tr" style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Tanı ve Tedavi Süreci</b></span></p>

<p class="normal" style="margin-top:19px; margin-bottom:19px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span lang="tr" style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Alerjinin tanısında hasta öyküsü ve fizik muayenenin büyük önem taşıdığını belirten Dr. Paksoy, tanıyı desteklemek için alerji testlerinden de yararlanıldığını söyleyerek, “Kandan yapılan spesifik IgE testlerinin yanı sıra deri testleri de uygulanıyor. Deri testinde cilt yüzeyine küçük bir delik açılarak alerjen damlatılıyor ve yaklaşık 15 dakika sonra oluşan kızarıklık ile şişlik değerlendiriliyor. Üç milimetre veya daha büyük reaksiyonlar pozitif kabul ediliyor. Testin pozitif çıkması alerjiyi büyük ölçüde doğrularken, negatif sonuç alerjiyi kesin olarak dışlamıyor. Bu nedenle en önemli gösterge çocuğun klinik belirtileri oluyor. <span lang="tr" style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Erken alerjik reaksiyonlar genellikle yarım saat ile bir saat içinde, geç reaksiyonlar ise 6–12 saat sonra ortaya çıkıyor” dedi.</span></p>

<p class="normal" style="margin-top:19px; margin-bottom:19px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><span lang="tr" style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif"">Rüzgarlı Havada Maske Takılması Gerekiyor </span></p>

<p class="normal" style="border:none; margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="line-height:normal"><span style="font-family:Calibri,"sans-serif""><a name="_heading=h.f5w1magywry6"></a><span lang="tr" style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:"Times New Roman","serif""><span style="color:black">Tedavide temel hedefin belirtileri kontrol altına almak olduğunu belirten Dr. Paksoy, “Alerjiyi tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da <span style="background:yellow">doğru tanı, uygun korunma önlemleri ve düzenli tedavi ile</span> hastaların yaşam kalitesi önemli ölçüde artırılabiliyor. Alerjik nezle ile başlayan süreç bazı çocuklarda astıma ilerleyebiliyor. Bu nedenle alerjik nezlenin erken dönemde doğru şekilde tedavi edilmesi büyük önem taşıyor. <span style="background:yellow">Tedavide genellikle ağızdan ilaçlar, burun spreyleri ve göz damlaları kullanılıyor.</span> Astımın eşlik ettiği durumlarda ise solunum yoluyla uygulanan <span style="background:yellow">spreyler veya buhar makinesi ile verilen nebülize ilaçlardan  yararlanılıyor.</span> Bazı hastalarda alerji aşıları uygulanıyor; ancak bu yalnızca kaçınmanın mümkün olmadığı ve ilaç tedavisine yanıt alınamayan durumlarda tercih ediliyor” şeklinde konuştu. Alerjik hastalıklarda korunmanın da tedavinin önemli bir parçası olduğunu hatırlatan Dr. Paksoy, “Polenlerin yoğun olduğu sabah 05.00–10.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmaması<span style="background:yellow">, illa çıkılacaksa rüzgârlı havada maske takılması gerekiyor.</span> Evlerin sabah erken saatlerde değil öğle saatlerinde havalandırılması, rüzgârlı havalarda açık hava aktivitelerinden kaçınılması öneriliyor. Dışarıdan eve gelindiğinde yüzün yıkanması ve mümkünse duş alınması yararlı oluyor. Evde ve araçta polen filtreli klima kullanılması, çamaşırların dışarıda değil içeride kurutulması ve açık havada güneş gözlüğü ve <span style="background:yellow">şapka takılması</span> polen temasını azaltmaya yardımcı oluyor” dedi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/05/bahar-alerjisine-dikkat_6a0b0636747a9_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/bahar-alerjisine-dikkat/44195</link>
                <pubDate>Mon, 18 May 2026 15:15:43 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>“Türkiye’ye örnek olacak sağlık sistemi kuracağız”</title>
                                    <description>İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’nin 12 Mayıs Hemşireler Günü kapsamında düzenlediği “Geçmişten Geleceğe Hemşirelik: Kimlik, Güç, Dönüşüm” panelinde konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, hemşirelik mesleğinin hak ettiği değeri görmesi gerektiğini vurguladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Eşrefpaşa Hastanesi’ni Türkiye’ye örnek olacak bir sağlık modeli haline getirme hedeflerini dile getiren Tugay, “Huzur ve güven içinde çalışılan, nitelikli sağlık hizmeti sunan bir sistem kurmak için ne gerekiyorsa yapacağız” dedi.</p>

<p>Türkiye’nin ilk ve tek belediye hastanesi olan Eşrefpaşa Hastanesi, 12 Mayıs Hemşireler Günü’nü Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen “Geçmişten Geleceğe Hemşirelik: Kimlik, Güç, Dönüşüm” paneli ile kutladı. Etkinliğe eşi Öznur Tugay ile katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, hemşirelik mesleğine katkılarından dolayı Prof. Dr. İnci Erefe, Prof. Dr. Zeynep Conk ve Prof. Dr. Candan Öztürk’e yaşam boyu onur ödülü verdi. İnci Erefe Onur Ödülü de Eşrefpaşa Hastanesi’nde daha önceki yıllarda başhemşirelik yapmış olan Tülin Topuzoğlu’na takdim edildi.</p>

<p><strong>“Ne gerekiyorsa yapacağız”</strong></p>

<p>Panelin açılış konuşmasını yapan Başkan Tugay, Eşrefpaşa Hastanesi’nde tüm ekibin özveriyle çalıştığını belirterek, “Tabii ki daha iyisini hep birlikte sağlayacağız. Sadece İzmir için değil, Türkiye’ye örnek olacak bir sağlık hizmetini, huzur ve güven içinde çalışılan bir hastane ortamını kurmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Bu bizim için çok önemli. ‘Burası belediyenin Eşrefpaşa Hastanesi, hastane böyle olur; çalışanlar böyle huzurlu olur, böyle hizmet verir’ demek istiyoruz. Bizim idealimiz budur” diye konuştu.</p>

<p><strong>“Hakkı tam olarak teslim edilmemiş bir meslek”</strong></p>

<p>Hekimlik yaptığı dönemde hemşirelerin zor şartlarda çalıştığını gözlemlediğini belirten Başkan Tugay, eşi Öznur Tugay’ın da hemşire olduğunu söyledi. Tugay, “Bu meslek bizi bir araya getirdi, bu nedenle hayatımızda özel bir yeri var. Öğrencilikten meslek hayatının en ileri aşamalarına kadar birlikte çalıştığımız hemşirelerin iyi yürekli insanlar olduğuna inanıyorum. Hemşirelik, hakkı tam olarak teslim edilmemiş bir meslek. Özverili çalışmalarına rağmen çoğu zaman yeterince anlaşılmıyorlar. Hastalarla kurdukları şefkat bağı ve gösterdikleri emek çok özel. Gece gündüz hastaların yanında olan, onların ağrılarına çare olmaya çalışan ve onlara sahip çıkanlar hemşirelerdir” dedi.</p>

<p><strong>“Hepsinin çözümü var”</strong></p>

<p>Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine göre Türkiye’de bin kişiye düşen hemşire sayısının dörtten az olduğunu, ortalamanın ise dokuzun üzerinde olduğunu kaydeden Başkan Tugay, konuşmasında sağlıkta şiddet verilerine de yer verdi. 2025 yılında yapılan araştırmaya göre sağlık çalışanlarının yüzde 72’sinin sözel, yüzde 23’ünün fiziksel olarak şiddete maruz kaldığını aktaran Başkan Tugay, şunları söyledi:</p>

<p>“Dört sağlık çalışanından birinin şiddete maruz kaldığı bir dönem yaşıyoruz. 2025’te her 30 dakikada bir beyaz kod vakası yaşanmış. 2025’in ilk 6 ayında 8 bin 795 sağlık çalışanı şiddet nedeniyle resmi bildirimde bulunmuş. 8 bin 795 kişiyi bir araya getirelim; Beydağ ilçesi nüfusu kadar. Meslek hayatı boyunca en az bir kez şiddete uğrayan sağlık çalışanlarının oranı yüzde 69. Meslek sahiplerinin ve mağduriyet yaşayanların kendi kendine başa çıkmaya, mücadele etmeye çalıştığı durumlar. Bu sorunlar çaresiz değil, hepsinin çözümü var. Hepsiyle ilgili yapılabilecek bir şeyler, hepimize düşen sorumluluklar var. Öncelikle sahip olduğumuz bu değerin farkında olmamız lazım. Hemşirelik mesleğine kattığınız her şey için yürekten teşekkür ediyorum. Güzel yarınlar kendi kendine gelmiyor. Güzel yarınlar gerçekten mücadele etmekle geliyor. Her türlü sorun; oturduğunuz, edilgen durumda kaldığınız, haksızlığı normal gördüğünüz durumlarda büyüyerek ve artarak devam ediyor. Bu ülkenin yurttaşlarının en iyi sağlık hizmeti alma hakkı onların gerçek hakkıdır ve onlar için hizmet üreten hemşirelerimizin, doktorlarımızın, diğer sağlık çalışanlarımızın insanca çalışma şartlarına sahip olmalarına ihtiyaç var.”</p>

<p><strong>“Daha güçlü bir sağlık yapısı kurmaya çalışıyoruz”</strong></p>

<p>Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram ise “Sağlık hizmetleri, zor bir dönemden geçiyor. Kalabalık hastaneler, giderek ağırlaşan çalışma koşulları, yorgunluklarımız, bazen görünmez hale gelen emeğimiz ve geleceğe dair taşıdığımız kaygılar, meslek hayatımızın ruhunu zorlayan ağır bir yük oluşturuyor. Ancak tam da böyle zamanlarda birbirimize sahip çıkmanın, aynı değerlere tutunmanın ve mesleklerimizin özündeki insan sevgisini hatırlamanın çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Çünkü sağlık hizmeti yalnız bilgiyle, teknolojiyle ve modern binalarla değil vicdanla, merhametle ve dayanışmayla ayakta kalır. Eşrefpaşa Hastanesi, 118 yıllık tarihi boyunca bu topraklarda modern sağlık hizmetlerinin gelişimine tanıklık etmiştir, savaşlara şahitlik etmiş, hatta 1920 yılında Yunan ordusu tarafından işgal edilmiş özel bir kurum. Bütün bunların ötesinde bütün emekleri hafızasında bulunduran bir kurum. Bugün de insan odaklı yaklaşımını ve cumhuriyetin temel değerlerini yaşatmaya devam ediyor. Bir yandan köklü tarihimizin bize bıraktığı değerlere sahip çıkarken, diğer yandan yeni hastanemizle birlikte çağdaş tıbbın gereklerini yerine getiren daha güçlü bir sağlık yapısı kurmaya çalışıyoruz” dedi.</p>

<p><strong>“Güçlendirilmiş hemşireler hayat kurtarır”</strong></p>

<p>Türk Hemşireler Derneği Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ebru Melek Benligül, panelin açılışında yaptığı konuşmada, hemşirelerin sağlık sisteminin temel yükünü taşıdığını vurguladı. “Güçlendirilmiş hemşireler hayat kurtarır” ifadesinin bilimsel bir gerçek olduğunu belirten Benligül, hemşire başına düşen hasta sayısı azaldıkça ölüm oranlarının düştüğünü, hasta güvenliğinin arttığını ve sistemin ekonomik açıdan da rahatladığını söyledi. Hemşirelerin ağır iş yükü ve yetersiz istihdamla çalıştığına dikkat çeken Benligül, istihdamın maliyet değil, yaşama yatırım olarak görülmesi gerektiğini belirterek daha iyi çalışma koşulları talep etti.</p>

<p><strong>“Mesleğin en güzel yanı umut olmak”</strong></p>

<p>Eşrefpaşa Hastanesi Başhemşiresi Gülçin Akın da insanlara umut olmanın hemşirelik mesleğinin en güzel yanı olduğunu belirleterek şunları söyledi: “Bugün, hemşireliğin emeğinin, bilgisinin ödüllendirildiği gün. Birlikte olmaktan mutlu olduğumuz bir gün. Bu mutlu günü bize yaşatan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Cemil Tugay’a, Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram’a, idarecilerimize, saygıdeğer hocalarımıza, dernek başkanımıza ve meslektaşlarımıza çok teşekkür ederiz ve gururla söylüyoruz ki; iyi ki hemşireyiz.”</p>

<p><strong>Sunum, gösteri ve konser</strong></p>

<p>Programda, mesleği hemşirelik olan Öznur Tugay’a da Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram, çiçek takdim ederek Hemşireler Günü’nü kutladı. Panel kapsamında onur konukları Prof. Dr. İnci Erefe “Bir Meleğin Doğuşu: Hemşireliğin Tarihsel İnşası”, Prof. Dr. Zeynep Conk “Güçlenen Kimlik: Profesyonel Hemşireliğin Bugünü” ve Prof. Dr. Candan Öztürk “Geleceği Şekillendirmek: 2026 ICN Teması ve Hemşireliğin Yarını” başlıklı sunumlar yaptı. Sunumların ardından halk oyunu gösterisi sahnelendi, ardından Uzm. Dr. Güney Yılmaz “Güneyden Esintiler” adlı konser verdi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/05/turkiyeye-ornek-olacak-saglik-sistemi-kuracagiz_6a02f4cfaeb81_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/turkiyeye-ornek-olacak-saglik-sistemi-kuracagiz/44162</link>
                <pubDate>Tue, 12 May 2026 12:25:22 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadın sağlığı seminerleri İzmir genelinde yaygınlaşıyor</title>
                                    <description>İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen kadın sağlığı seminerleriyle kadınların doğru bilgiye erişimi güçlenirken, toplumsal farkındalığın artırılması amaçlanıyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Kadın Çalışmaları Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen kadın sağlığı seminerleri, kent genelinde yaygınlaştırılmaya devam ediyor. İzmir Türk Kadınlar Birliği (TKB) ile gerçekleştirilen iş birliği protokolü kapsamında, Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı (TAPV) tarafından sağlanan eğitici eğitimleri doğrultusunda uygulanan program, kadınların sağlık alanında doğru bilgiye erişimini güçlendirmeyi amaçlıyor.  Seminerler, 2025-2027 Yerel Eşitlik Eylem Planı’nın sağlık alanında yer alan hedeflerini de destekliyor.</p>

<p><strong>30 ilçede eğitimler sürüyor</strong></p>

<p>Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda, Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı iş birliği ile yürütülen eğitim programı kapsamında, 30 ilçe belediyesinde ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait dayanışma noktalarında hem personele hem de yurttaşlara yönelik eğitimler başladı. 2026 nisan–aralık döneminde 15 ilçe belediyesinde daha gerçekleştirilmesi planlanan seminerler, kademeli olarak kent geneline yaygınlaştırılıyor.</p>

<p><strong>8 başlıkta kapsamlı eğitim programı</strong></p>

<p>Kadın sağlığı seminerleri, sekiz farklı eğitim modülünden oluşuyor. Program kapsamında beden sağlığından güvenli anneliğe, doğurganlığın düzenlenmesinden menopoz sürecine, çocukluk ve ergenlikte cinsel gelişimden mahremiyet ve sınırlar konusuna kadar geniş bir içerik sunuluyor. Eğitimlerde ayrıca eşitlikçi yaklaşımla toplumsal farkındalığın güçlendirilmesi hedeflenirken, kadınların koruyucu sağlık davranışları geliştirmesi, sağlık hizmetlerine erişim konusunda bilinçlenmesi ve yaşam kalitelerinin artırılması amaçlanıyor.</p>

<p><strong>Mayıs ayında 210 kadına ulaşıldı</strong></p>

<p>Mayıs ayında Menderes, Karşıyaka, Çeşme, Torbalı, Bergama ve Selçuk ilçelerinde Göksu, Ballıkuyu Harmandalı, Ferahlı ve Süvari Dayanışma Noktalarında gerçekleştirilen eğitimlerde toplam 210 kadınla bir araya gelindi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, eğitim programını önümüzdeki dönemde de farklı ilçelerde yaygınlaştırmayı sürdürecek.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/05/kadin-sagligi-seminerleri-izmir-genelinde-yayginlasiyor_6a01e48b15107_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/kadin-sagligi-seminerleri-izmir-genelinde-yayginlasiyor/44155</link>
                <pubDate>Mon, 11 May 2026 17:12:40 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Geleceğin acil müdahale teknolojileri masaya yatırıldı</title>
                                    <description>İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Acil Afet Ambulans Hekimleri Derneği (AAHD) tarafından düzenlenen “Acil Hizmetlerde Yeni Nesil Teknolojiler Sempozyumu”nda, dronlardan yapay zeka destekli triaj sistemlerine uzmanlar, afetlerde hayat kurtaracak yeni nesil teknolojileri ve kurumlar arası koordinasyonu ele aldı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Acil Afet Ambulans Hekimleri Derneği tarafından Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde “Acil Hizmetlerde Yeni Nesil Teknolojiler Sempozyumu” düzenlendi. Sempozyumda; “İklim Değişikliğine Bağlı Acil Durumlar ve Afetlere Yaklaşım”, “2020 İzmir Depremi ile 2023 Kahramanmaraş ve Hatay depremlerinin öğrettikleri”, Avrupa Birliği projelerinin tanıtıldığı “Yeni Nesil Teknolojiler ve Projeler” ile “Gelecekte Yaşanabilecek Acil Durum ve Afetlere Hazırlık” başlıklı oturumlar gerçekleştirildi. Alanında uzman isimlerin yer aldığı sempozyumda, insan ve doğa kaynaklı acil durumlar ile afetlere karşı nasıl hazırlık yapılması gerektiği ele alındı. Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının desteklediği sempozyuma; İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, hekimler, sağlık çalışanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve paramedik öğrencileri katıldı.</p>

<p><strong>“Teknoloji, afetlerde en önemli yardımcımız”</strong></p>

<p>Sempozyumun açılışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, “İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Cemil Tugay’ın liderliğinde, iyilik hali çerçevesinde kentimizi nasıl daha dirençli hale getirebileceğimizi ele alıyoruz. Bu nedenle sempozyum süreci büyük önem taşıyor. Notre Dame Katedrali yangınında, yangın sonrası ilk alan değerlendirmesi bir robot tarafından yapıldı ve bu sayede süreç hızlandı. Elbette nihai kararları insanlar veriyor; ancak teknolojiyi, karar alma süreçlerini hızlandıran önemli bir destek unsuru olarak görüyoruz. Afet anında zamanla yarışıyorsunuz ve yürüttüğünüz görev hayati önem taşıyor. Bu sempozyumda ele alınan konular, daha hızlı, yenilikçi ve doğru kararlar alabilmemiz için bilgi paylaşımı sağlayacak; elde edilen birikimi uygulamaya geçireceğiz. Acil Afet Ambulans Hekimleri Derneği’nin öncülüğünde düzenlenen bu sempozyumun kentimizde gerçekleşmesi son derece değerli. Böyle bir derneğin varlığı ve bu alana sahip çıkması önemli bir kazanım. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak biz de iş birliği yaparak destek vermeyi sürdüreceğiz. Bu ekipten çok başarılı çalışmalar çıkacağına inanıyorum. Önümüzdeki dönemde, iklim krizi nedeniyle orman yangını riskinin artması bekleniyor. Bu sürece hazırlıklı olmalı ve birlikte hareket etmeliyiz” dedi.</p>

<p><strong>“Hazırlıklı olmak bir seçenek değil, zorunluluk”</strong></p>

<p>AAHD Başkanı Dr. Turhan Sofuoğlu ise, Turhan Sofuoğlu, yalnızca bir sempozyuma katılmak için değil, hayat kurtarma hizmetlerinin geleceğini birlikte düşünmek ve şekillendirmek için bir araya geldiklerini belirterek, “Son yıllarda yaşadığımız büyük afetler bize önemli bir gerçeği bir kez daha hatırlattı: Hazırlıklı olmak bir seçenek değil, zorunluluk. Yapay zeka, insansız sistemler, robotik teknolojiler ve veri analizi artık acil sağlık hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Çok yakın bir gelecekte, bir afet alanındaki ilk değerlendirmeyi bir dron yapabilir. Nitekim bu teknolojiler bugün zaten mevcut. Triaj süreçlerinin ise yapay zeka destekli sistemler tarafından yönetilmesi gündemde; bu alanda biz de bir proje yürüttük. Sizler de bu sistemlerin merkezinde, kritik karar vericiler olarak yer alacaksınız. Unutmamak gerekir ki teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, insan hayatına dokunan en güçlü unsur yine insandır. Bilginizin, tecrübenizin, reflekslerinizin ve vicdanınızın yerini hiçbir algoritma alamaz. Bugün burada ele alınan her konu, yarın sahada vereceğiniz kararların temelini oluşturacak. Kendinizi yalnızca bugüne değil, henüz yaşanmamış krizlere hazırlıyorsunuz” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>İklim değişikliğine bağlı acil durum ve afetler</strong></p>

<p>6’ncı kez düzenlenen sempozyumda, İzmir Demokrasi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Zeynep Sofuoğlu moderatörlüğünde “İklim Değişikliğine Bağlı Acil Durum ve Afetlere Yaklaşım” başlıklı oturum gerçekleştirildi. Oturumda, “İzmir Yerel Yönetim Bakış Açısı” sunumuyla İzmir Büyükşehir Belediyesi Afet İşleri Dairesi Başkanı Eylem Ulutaş Ayatar, “Acil Durum ve Afetlerde 112 Acil Çağrı Merkezlerinin Yönetimi” başlıklı sunumuyla Avrupa Acil Numarası Derneği Başkanı Demetrios Pyrros ve “Afet Yönetiminde Teknolojik Çözümler” sunumuyla NavAware Kurucusu Dr. Tolga Sönmez konuşma yaptı.</p>

<p><strong>İzmir ve Kahramanmaraş depremleri konuşuldu</strong></p>

<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Dr. Ahmet Soner Emre ve AAHD’den Dr. Turgut Arpacı moderatörlüğünde düzenlenen “2020 İzmir ile 2023 Kahramanmaraş ve Hatay Depremlerinin Öğrettikleri” başlıklı oturumda ise AAHD Başkanı Dr. Turhan Sofuoğlu, “Acil Çağrı Merkezleri ve Ambulanslar” başlıklı bir sunum yaptı. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı Arama Kurtarma Şube Müdürü Prm. Şenol Dereköy “Afette Müdahalede Medikal Kurtarma Hizmetleri”, İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram ise “Afetlerde Hastane Hizmetleri” başlıklı sunumlarıyla değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p><strong>Yeni nesil teknolojiler irdelendi</strong></p>

<p>Dokuz Eylül Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Vahap Tecim moderatörlüğünde “Yeni Nesil Teknolojiler ve İnovatif Projeler” başlıklı bir oturum gerçekleştirildi. Oturumda “Afetlerde Triaj ve Lojistik Yönetimi” sunumuyla Prof. Dr. Zeynep Sofuoğlu, “Ekiplerde Durumsal Farkındalık ve Uzaktan Yönetim” sunumuyla Havelsan Modelleme ve Sensör Teknolojileri Ekip Lideri Çağlar Akman ve Havelsan’dan İdil Gökalp Köse konuşma yaptı. “Afetlerde Teknoloji Kullanımı” başlığında ise Futurised B.V. Robotik ve İnovasyon Lideri Robert Heinecke sunum gerçekleştirdi.</p>

<p><strong>Afetlere hazırlık, masaya yatırıldı</strong></p>

<p>Program, Dr. Turhan Sofuoğlu moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Gelecekte Yaşanacak Afetlere Hazırlık” başlıklı oturum ile sona erdi. Oturumda,  “Küresel Zorluklar: Savaşlar ve Çatışmalar, Sağlıklı Şehirler, İklim Değişikliği ve Göç” sunumuyla Afet Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Yılmaz, “İklim Değişikliği ve Çoklu Afet Riskleri” sunumuyla İzmir Demokrasi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden Prof. Dr. Nurdan Erdoğan ve “Sağlıklı Kentler Perspektifinden Afetlere Hazırlık” sunumuyla Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Genel Sekreteri Gökçe Başkaya yer aldı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/05/gelecegin-acil-mudahale-teknolojileri-masaya-yatirildi_6a0182e1abe67_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/gelecegin-acil-mudahale-teknolojileri-masaya-yatirildi/44149</link>
                <pubDate>Mon, 11 May 2026 10:10:59 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlıklı bir kalp için 8 kritik önlem!</title>
                                    <description>Dünyada ve ülkemizde ölüm nedenlerinin başında gelen kalp ve damar hastalıkları son yıllarda gençlerde hatta çocuklarda da hızla yaygınlaşıyor. Ülkemizde her 3 kişiden biri kalp hastalıklarına bağlı nedenlerden hayatını kaybederken, erken tanı ve tedavinin önemine yönelik toplumsal farkındalığı artırmak büyük önem taşıyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde düzenlenen<em> ‘</em><strong>’Kalp Sağlığın İçin Harekete Geç’ </strong>söyleşisinde bir araya gelen Acıbadem Üniversitesi’nden uzmanlar, kalp ve damar sağlığını korumak için dikkat edilmesi gereken 8 hayati kuralı sıraladılar, kalbi tehdit eden risklere ve toplumda doğru bilinen yanlışlara yönelik çarpıcı uyarılar ve önerilerde bulundular.</p>

<p> </p>

<p>Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, sigara, aşırı kilo, bilinçsiz vitamin kullanımı, aşırı tuzlu ve paketli gıdalar, sosyal medyadan duyularak tüketilen karışımlar gibi etkenlerle son yıllarda  kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Rakamlar; dünyada halen 632 milyon kalp hastası olduğunu, yılda yaklaşık 20 milyon kişinin de bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini gösteriyor. İşte bu önemli hastalığa karşı erken tanı ve tedavinin önemini vurgulamak, koruyucu önlemler konusunda toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla Acıbadem Üniversitesi Kalp ve Damar Cerrahisi Öğretim Üyeleri; Prof. Dr. Cem Alhan, Prof. Dr. Şahin Şenay ve Kardiyoloji Uzmanı Sinan Dağdelen ‘Kalbin İçin Harekete Geç’ söyleşisinde bir araya geldiler. </p>

<p> </p>

<p><strong>Kalp hastalıklarının yüzde 50’si hiçbir belirti vermeden ilerliyor!”</strong></p>

<p><strong>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sinan Dağdelen</strong> toplantıda yaptığı konuşmada; bilimsel araştırmalara göre; ani kardiyak ölümlerin 3’te 2’sinde, önceden kalp hastalığı tanısı olmadığını vurgulayarak “Kalp ve damar hastalıklarının yüzde 50’si hiçbir şikayete yol açmadan, sinsice ilerliyor. Bu nedenle toplumumuzda ‘Hiçbir şikayetim yok, sağlıklı besleniyorum, düzenli spor yapıyorum, ben sağlıklıyım” şeklindeki düşünce çok yanlış ve tehlikelidir” dedi. Son yıllarda özellikle sosyal medya ve televizyondan duyularak ‘şifalı ve doğal’ diye tüketilen besinlerin tüketilmesinin de kalp ve damar sağlığı açısından çok ciddi zararlara yol açabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Dağdelen şöyle konuştu: “Televizyondan, reklamlardan, sosyal medyadan duyduğunuz şeyleri asla kullanmayın. Sirkeyi salataya koyup yiyorsanız iyidir ya da sarımsağı cacığa katıp tüketiyorsanız faydalıdır ama bunları her sabah tedavi amacıyla tüketiyorsanız o artık, besin değil ilaçtır ve sağlığınıza fayda yerine ciddi zararlar verebilir!”  </p>

<p>Prof. Dr. Dağdelen, bilinçsiz ve gereksiz vitamin kullanımının da kalp damar hastalıklarını önlemek yerine, bazı vitaminlerin fazlasının zararlı olabildiğini belirterek, “Doktorunuzun size önerdiği tedaviye güvenin ve uygulayın. Çünkü size özel süzgeçten geçirilmiş, tıbbi metinler üzerine yapılmıştır. Size önerdiği ilaçları mutlaka düzenli kullanın, takviyeleri sadece doktorunuzun gerekli görmesi halinde alın. Amerika’dan gelmiş çok iyiymiş! Böyle bir şey yok. Gereksiz kullanılan vitaminler kalp ve damar sağlığına çok ciddi zararlar verebilir” diye konuştu. </p>

<p><strong>Damar tıkanıklığı en sık görülen sorun ve hızla yaygınlaşıyor!</strong></p>

<p><strong>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cem Alhan</strong> da, kalp ve damar hastalıklarında yıllardır en sık görülen sorunun koroner arter hastalığı (damar tıkanıklığı) olduğunu belirterek, son yıllarda kadınlarda da özellikle sigara kullanımının artması ve fazla kilo nedeniyle kalp ve damar hastalıklarının yaygınlaştığını vurguladı. Kalbi tehdit eden, hızla yaşlandıran ve kalp krizine zemin hazırlayan en önemli iki etkenin; sigara ve diyabet olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Alhan, “En ağır tabloyla gelenler çoğunlukla diyabet hastaları oluyor. Kontrolsüz diyabet kalp krizi riskini 2 kat artırıyor” dedi. </p>

<p>Prof. Dr. Cem Alhan söyleşide, tıp kitaplarında yazmayan ama kalp sağlığı için büyük önemi olan bazı koruyucu önlemlere yönelik de çarpıcı bilgiler paylaştı: “Dünyanın en fazla uzun ömürlülük oranlarına sahip olan Yunanistan’daki Ikaria Adası, kalp ve damar hastalıklarının da çok nadir görüldüğü bir yer olarak biliniyor. Bu adada uzun ömürlülük ve kalp sağlığına yönelik şu gözlemlerde bulundum: Öncelikle aile yapıları çok güçlü, hiçbir şekilde yalnız kalmıyorlar. Birbirlerini sürekli ziyarete gidiyorlar ve bu ziyaretleri, yokuşlu coğrafyaya sahip olduklarından, sürekli yokuş çıkıp yürüyerek gerçekleştiriyorlar. Akdeniz tipi besleniyorlar ve stresten uzak yaşıyorlar. ”</p>

<p> </p>

<p><strong>Ailede kalp hastalığı öyküsü varsa!</strong></p>

<p>Yaş, cinsiyet ve genetik risk faktörleri değiştirilemese de, yaşam tarzında yapılacak iyileştirmeler ve alınacak bazı önlemlerle kalp ve damar hastalıklarından korunmanın büyük ölçüde mümkün olduğunu vurgulayan <strong>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Şahin Şenay </strong>şöyle konuştu:<strong> </strong>“Aşırı tuzdan kaçınmak, sağlıklı beslenmek, ideal kiloda olmak, sigaradan uzak durmak, düzenli egzersiz yapmak ve hareketsiz kalmamak gibi bazı önlemleri almaya ne kadar erken başlanırsa, bu ufak değişikliklerin çok dramatik ölçüde büyük faydaları oluyor. Özellikle son yıllarda tıpta ve teknolojide hızlı gelişmeler sayesinde, kişiye özgü tedaviler yapıyoruz ve çok başarılı sonuçlar alıyoruz ancak en önemli unsur, hastalık kapıyı çalmadan önlemektir.”</p>

<p>Kalp hastalığı sinsi ilerlediği için özellikle ailesinde birinci derece yakınlarında kalp damar hastalığı öyküsü olanlarla, diyabet ve hipertansiyon hastalarının, kötü kolesterolü (LDL) yüksek olanların yüksek risk grubunda yer aldıklarını, bu nedenle kendilerinin kalple ilgili hiçbir şikayetleri olmasa da kardiyolojik açıdan mutlaka düzenli kontrol edilmeleri gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Şenay “Risk faktörlerini erken dönemde kontrol altına almak, ileride oluşabilecek ciddi kalp hastalıklarını büyük ölçüde engelleyebilir” dedi. </p>

<p> </p>

<p><strong>Sağlıklı beslenme alışkanlığı çocuklukta kazandırılmalı! </strong></p>

<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Nilay Kayım da söyleşide yaptığı konuşmada, özellikle çocukluk çağı obezitesinin son yıllarda dramatik şekilde artığını belirterek, çocuklara küçük yaşlardan itibaren doğru beslenme alışkanlığı kazandırmanın kritik önem taşıdığını vurguladı. Kısa dönemli hızlı kilo vermeye yönelik planların fayda yerine zarar verebileceğini vurgulayan Kayım şöyle konuştu: “Sağlıklı bir yaşam için, sürdürülebilir özelliklere sahip bir diyetle düzenli egzersiz yapmak kilit rol oynuyor. Yeterli protein alımı kas kütlesinin korunması için çok önemlidir. Ancak protein alımını sağlarken işlenmiş etten uzak durmak, kırmızı et tüketimini azaltmak, beyaz et ve bitkisel proteinlerden faydalanmak en ideali olacaktır. Akdeniz diyeti, bol bol sebze meyve tüketimini önermektedir. Meyve-sebzelerdeki lif ve antioksidanlar kolesterolün düşürülmesine ve damar sağlığının iyileştirilmesine katkı sağlamaktadır. Vücutta yağlar en fazla karın bölgesinde yoğunlaşırken, kalp sağlığı açısından da bu yağların sağlıklı yollarla verilmesi, bel çevresinin kadınlarda 80 cm’i, erkeklerde de 94 <s> </s>cm’i geçmemesi büyük önem taşıyor” diye konuştu.    </p>

<p> </p>

<p><strong>xxxxxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxxx</strong></p>

<p><strong>Kalp Sağlığı İçin 8 Hayati Öneri!</strong></p>

<ul>
	<li>Her gün mutlaka bir saat düzenli yürüyüş yapın. </li>
	<li>Sigara içmeyin, pasif içici olmaktan da kaçının. </li>
	<li>Fast-food ürünlerden, aşırı tuzlu, yağlı, paketli gıdalar, hamur işleri ve işlenmiş et ürünlerinden uzak durun. Akdeniz tipi beslenmeye geçin. </li>
	<li>Diyabet, insülin direnci, hipertansiyon, trigliserid yüksekliği gibi metabolik hastalıklara karşı düzenli kontrollerinizi olun ve doktorunuz ilaç tedavisini gerekli gördüyse mutlaka uyun.  </li>
	<li>İdeal kilonuza mutlaka sağlıklı yollarla ulaşın ve koruyun. </li>
	<li>Bel çevresindeki yağlar en tehlikelisi. Kilo verseniz bile bel çevrenizdeki yağlar enflamasyona yol açtığından, kadınlarda 80 cm, erkeklerde 94 cm’yi aşmamasına özen gösterin. </li>
	<li>Ailede birinci derece yakınlarınızda kalp hastalığı öyküsü varsa, hiçbir şikayetiniz olmasa bile düzenli kardiyak muayenelerinizi olun. </li>
	<li>Stresinizi yönetmeyi mutlaka öğrenin ve aşırı stresten uzak durun. </li>
</ul>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/05/saglikli-bir-kalp-icin-8-kritik-onlem_69fb26d6aa08d_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/saglikli-bir-kalp-icin-8-kritik-onlem/44128</link>
                <pubDate>Wed, 06 May 2026 14:28:40 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık, destek ve umut merkezi</title>
                                    <description>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Karşıyaka’da hayata geçirdiği merkez; diyabet farkındalığından otizm etkinliklerine, psikolojik danışmanlıktan ailelere desteğe kadar geniş bir yelpazede hizmet sunarak İzmirlilerin yaşam kalitesini artırıyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Karşıyaka Girne Bulvarı’nda, uzun süredir atıl durumdaki üç daireyi dönüştürmesiyle hayata geçen danışmanlık merkezi; Diyabet Farkındalık Merkezi, Otizm Etkinlik Merkezi ve Psikolojik Destek Birimi ile koruyucu ve destekleyici sağlık hizmetleri sunuyor. Merkezde, diyabet hastaları ve risk grubundaki bireylerin yanı sıra tüm vatandaşlara yönelik çalışmalar yürütülürken; otizmli bireyler için uzmanlar eşliğinde eğitici ve eğlenceli etkinlikler düzenleniyor. Psikolojik Destek Birimi’nde ise çocuk, ergen ve yetişkinlere danışmanlık hizmeti veriliyor. Farklı hizmetleri tek çatı altında buluşturan merkez, yalnızca sağlık desteği sağlamakla kalmıyor; bireylerin yaşam kalitesini artırmayı, ailelerin gündelik yaşamına da nefes olmayı hedefliyor.</p>

<p><strong>Ölçümler yapılıyor</strong><br />
Diyabet Farkındalık Merkezi’nin çalışmalarını aktaran Uzman Diyetisyen Semiha Özge Kara, başvuranların önce kayıt altına alındığını, ardından diyabet eğitim hemşiresine yönlendirildiğini belirtti. Danışanın öyküsünün değerlendirilerek kronik hastalıklar ve sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirme yapıldığını ifade etti. İhtiyaç halinde diyetisyene yönlendirme yapıldığını aktaran Kara, “Son üç ayda yapılan tetkikleri inceliyor, vücut analizi yapıyor; bel ve kalça çevresi ölçümlerini alıyoruz. Yaşam ve beslenme alışkanlıklarını değerlendirerek kişiye özel öneriler sunuyor, düzenli kontrollerle süreci takip ediyoruz” dedi. Amaçlarının danışanların sağlıklı kiloya ulaşması ve bunu koruması olduğunu vurgulayan Kara, bu sayede kronik hastalıkların yönetimine destek olduklarını, verilen eğitimlerle de farkındalığı artırmayı hedeflediklerini söyledi.</p>

<p><strong>Türkiye’de diyabet oranı yüksek</strong><br />
Kara, diyabetin; pankreasın yeterli insülin üretememesi ya da üretilen insülinin vücut tarafından etkin kullanılamaması sonucu ortaya çıkan kronik bir hastalık olduğunu belirtti. Tip 1, tip 2 ve gebelik diyabeti gibi türleri bulunduğunu ifade etti. Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun 2025 raporuna göre Türkiye’de diyabet oranının yüzde 16,3’e yükseldiğini aktaran Kara, bu oranla Türkiye’nin Avrupa’da en yüksek diyabet görülme sıklığına sahip ülke konumunda olduğunu söyledi. Tip 2 diyabetin en önemli nedenlerinden birinin obezite olduğuna dikkat çeken Kara, prediyabet ve insülin direnci bulunan bireylerde riskin daha yüksek olduğunu vurguladı. Kara, yaşam tarzı değişikliğinin önemine işaret ederek, Diyabet Farkındalık Merkezi’nde danışanlara bu süreçte destek verdiklerini dile getirdi.</p>

<p><strong>“Artık içim rahat edecek”</strong><br />
Otizm Etkinlik Merkezi, aileler için önemli bir ihtiyaca yanıt veriyor. Otizmli kızı Seray’ı merkeze getiren Sema Tokalı, kızının 4 yaşında atipik otizm tanısı aldığını belirterek merkezin açılmasından büyük memnuniyet duyduğunu söyledi. Tokalı, “İşlerimi hep kızıma göre ayarlıyordum. Onu güvenle bırakabileceğim bir yer olması beni rahatlattı. Uzmanlar eşliğinde etkinliklere katılacak, sosyalleşecek ve gelişim gösterecek. Artık içim daha rahat, ben de işlerimi daha kolay halledebileceğim” dedi. Merkezin otizmli çocuklar ve aileleri için önemli bir destek olduğunu vurgulayan Tokalı, hizmetten dolayı İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.</p>

<p><strong>Böyle bir merkeze çok ihtiyacımız vardı”</strong><br />
“Otizmli oğlu Toprak’ı merkeze getiren Aysun Ediz Aslan, hizmetten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Aslan, çocuğunu 2 yaşından bu yana özel eğitimlere götürdüğünü belirterek merkezin önemli bir ihtiyaca yanıt verdiğini söyledi. “Çocuklarımızı güvenle bırakabileceğimiz bir yer yoktu. Bu merkez hayatımızı kolaylaştırdı” diyen Aslan, burada çocuklara birebir ilgi gösterildiğini ve hizmetin hem çocuklar hem de aileler için büyük katkı sağladığını ifade etti. Aslan, merkezin açılmasında emeği geçenlere teşekkür etti.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/04/saglik-destek-ve-umut-merkezi_69f0646c3b63b.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/saglik-destek-ve-umut-merkezi/44090</link>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 10:35:34 +0300</pubDate>
            </item>
            </channel>
</rss>
