<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">
    <channel>
        <title>Demokrat Gazete - Sağlık</title>
        <description>Haberin Adresi</description>
        <link>https://www.demokratgazete.com</link>
        <language>tr</language>
        <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 11:49:20 +0300</pubDate>
                                <item>
                <title>Kadınlar için büyük tehlike!</title>
                                    <description>‘Bitkisel Temizleyici’ etiketiyle piyasaya sürülen Glint marka temizlik ürünlerini, ‘Bitkisel’ yazdığı için tercih eden kadınlar, ellerindeki, parmaklarındaki yanıklardan, solunum yollarındaki rahatsızlıklardan hastanelik oluyorlar.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Büyük market zincirlerinde ve internet üzerinden ‘<a href="https://www.songelenhaber.com.tr/haber/bitkisel" target="_blank" title="Bitkisel">Bitkisel</a> Temizleyici’ etiketi taşıdığı için tercih edilen ‘<a href="https://www.songelenhaber.com.tr/haber/glint" target="_blank" title="Glint">Glint</a>’ marka temizleyici ürünlerinden şikayetlerin artması, mağdur olan insan sayısının ortaya çıkması bir yana üretilen ürünün ‘Bitkisel’ olmadığı, içerisinde kimyasallar bulunduğu gerçekliğini de ortaya çıkardı.</p>

<p>Şikayetvar.com internet portalına ‘Glint’ marka, üzerinde ‘Bitkisel Temizleyici’ yazan ürünü alıp kullandıktan sonra başlarına gelenleri şikayet olarak dile getiren tüketici kadınlar, mutfakta yaşadıkları tehlikeli anları paylaşarak, ilgililerden bu konuyla ilgilenmelerini, daha fazla kadının temizlik yaparken mağdur olmasının, hastanelik olmalarının önüne geçilmesini istediler.</p>

<p>Mağdur şikayetçilerden birisi durumu CİMER’e yazdığını ve sonucu beklediğini şu cümlelerle paylaştı:</p>

<p>“Glint markasına ait “Bitkisel Çok Amaçlı Temizleyici” ürününü yaklaşık bir hafta önce Trendyol Market üzerinden satın alarak kullandım. Ürün bitkisel ibaresi taşıdığı için güvenerek temizlik yaparken kendim de dahil ellerimde ciddi tahriş ve yanma hissi oluştu.</p>

<p>Asıl vahim durum ise küçük kızımın bu spreyi eline alıp göz açıp kapayıncaya kadar sıkmasıyla yaşandı. Sprey bacağına temas etti ve çocuğumun bacağında ciddi bir kimyasal yanık oluştu. Şu an hâlâ hastanede yatıyor ve tedavisi devam ediyor. Bitkisel olduğu iddia edilen bir ürünün bu kadar ağır bir kimyasal yanığa neden olması kabul edilemez.</p>

<p>Olay Ankara Altındağ’da gerçekleşti. Sipariş numarası şu an elimde olmasa da Trendyol Market üzerinden alınan bu ürünle ilgili acilen inceleme yapılmasını, içeriğinin detaylı ve şeffaf şekilde açıklanmasını, yapılan tetkiklere göre gerekli görülüyorsa ürünün toplatılmasını ve çocuğumun yaşadığı sağlık sorunu nedeniyle tüm mağduriyetimin giderilmesini talep ediyorum.</p>

<p>Ürünün ambalajında yer alan “bitkisel” ifadesinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının araştırılmasını, benzer bir durumun başka çocukların ve ailelerin başına gelmemesi için gerekli tüm önleyici adımların atılmasını istiyorum. En kısa sürede tarafıma yazılı ve açıklayıcı bir dönüş yapılmasını bekliyorum. Dönüş yapılmadığı takdirde gerekli bütün mercilere başvuru sağlayacağım!”Başka bir mağdur kadın ise şikayet paylaşımında, yaşadıkları durumu Ticaret Bakanlığına bildirdiğini, ürünle ilgili tüketiciyi yanıltıcı bilgi ve tüketicinin hayatını tehlikeye sokan ürün ürütmekten şikayetçi olduğunu belirtti.</p>

<p>Kaynak:songelenhaber.com.tr</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/04/kadinlar-icin-buyuk-tehlike_69ccfbb5687ad_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/kadinlar-icin-buyuk-tehlike/43976</link>
                <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 13:58:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bitkisel temizleyici mağdurları!</title>
                                    <description>Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde üretim yapan, Türkiye’ye internet üzerinden ve büyük market zincirleri üzerinden satış yapan Glint marka mutfak temizleyicisi mağdurları şikayet patlamasına neden oldu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.songelenhaber.com.tr/haber/manisa" target="_blank" title="Manisa">Manisa</a> Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren ve üretim yapan, marka ismi davalık olan <a href="https://www.songelenhaber.com.tr/haber/glint" target="_blank" title="Glint">Glint</a> Çok Amaçlı Bitkisel Temizleyici, kullanıcıları tarafından şikayet edilen ürün sıralamasında rekor kırmaya başladı. Büyük market zincirleri üzerinde ‘Bitkisel Temizleyici’ yazdığı için tercih ettiğini belirten tüketici ev kadınları, kullandıktan sonra yaşadıkları sağlık sorunlarını fotoğraflı ve videolu olarak paylaşıp mağduriyetlerini anlattılar.</p>

<p>Mağdurlardan A.K, ‘Bitkisel Temizleyici’ yazdığı için, tercih ettiğini ancak kullandıktan sonra ellerinde yanmalar, el derisinde yaralanmalar başladığını doktora gittiğinde egzama olduğunu öğrendiğini ve tedavi görmek zorunda kaldığını söyledi.</p>

<p>Bir başka mağdur kadın ise yine mutfağında ‘Bitkisel Temizleyici’ yazdığı için tercih ettiğini ancak kullanırken solunum yollarında yanmalar olduğunu ve hastaneye kaldırıldığını doktorların ‘KOAH’ başlangıcı teşhisi koyduklarını, tedaviye başladığını belirtti.<img alt="" height="360" src="https://www.yereliz.com/images/files/2026/03/69ca551069190.jpg" width="650" />Mağduriyetlerini anlatan fotoğrafları ve videoları da şikayetlerinde paylaşan mağdurlar, durumu CİMER’a kadar yazdıklarını, Sağlık Bakanlığını, Ticaret Bakanlığı’nın konuya el atmasını, kendileri gibi başka kadınlarında üzerinde ‘Bitkisel Temizleyici’ yazan ve insanları aldatan bu üründen dolayı mağduriyetler yaşamaması istediklerini belirttiler.Kaynak:songelenhaber.com</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/03/bitkisel-temizleyici-magdurlari_69ca56b353f6f_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/bitkisel-temizleyici-magdurlari/43964</link>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 13:47:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Görme sağlığının geleceği İzmir’de konuşuldu</title>
                                    <description>İzmir’de düzenlenen Optic World Fuarı’nda uzmanlar, özellikle çocuklarda hızla artan miyopi vakalarına dikkat çekerek erken teşhis, düzenli muayene ve yeni nesil optik çözümlerin önemini vurguladı. Ayrıca miyopinin küresel ölçekte büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğunun altı çizildi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde 27-29 Mart tarihlerinde İZFAŞ tarafından gerçekleştirilen Optic World İzmir - 3. Optik, Gözlük, Oftalmoloji ve Teknolojileri Fuarı, ticari kimliğinin yanı sına sektör profesyonellerini ve akademisyenleri bir araya getiren söyleşilerle de ilgi gördü. <br />
Alanında uzman isimlerin katılımıyla düzenlenen oturumlarda, özellikle çocuklarda ve gençlerde giderek artan miyopi vakalarına dikkat çekildi. Miyopinin yalnızca bireysel bir görme kusuru değil, küresel ölçekte büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğu vurgulanırken, günümüzde dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 30'unu etkileyen ve 2050 yılına kadar yüzde 50’sini etkilemesi öngörülen bu sorunda erken teşhisin ve düzenli göz muayenesinin önemi vurgulandı.<br />
<br />
<strong>“İçinde bulunduğumuz çağı kökten değiştiriyor”</strong><br />
Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren İzmir Ekonomi Üniversitesi Optisyenlik Programı Öğretim Üyesi ve İzmir Optisyen ve Gözlükçüler Odası (İZOGO) Eğitim Komisyonu Başkanı Dr. Hasan Durmuş, “Optic Fuarı ilk düzenlendiğinde temel hedefimiz sektör paydaşlarını bir araya getirmekti. Bugün ise bu yapıyı daha da genişleterek eğitimcileri, üreticileri ve üniversiteleri aynı çatı altında buluşturuyoruz” dedi. <br />
İzmir Gözlükçüler Odası Eğitim Komisyonu ile birlikte dünyadaki gelişmelere ve yeniliklere uyum sağlayabilecek başlıkları programa dahil ettiklerini belirten Durmuş, yapay zekanın çağın dönüşümünde belirleyici bir rol oynadığını vurguladı. Durmuş, “Tıpkı matbaanın icadı gibi, yapay zeka da içinde bulunduğumuz çağı kökten değiştiren bir kırılma noktası. Optik sektörü de bu dönüşümden etkileniyor. Bu nedenle dijital ölçümleme teknolojilerinden miyopinin küresel ölçekteki durumuna ve ekonomik etkilerine, optisyenlik sektöründe  ön muhasebe süreçlerinden ülkemizde görme sağlığı alanında yapılan iyileştirmelere kadar pek çok başlığı akademik programımız kapsamına aldık” diye konuştu.<br />
<br />
<strong>Erken teşhisin önemi anlatıldı</strong><br />
Miyopi ve bir çocuğun henüz miyop olmadığı ancak göz yapısının miyopiye dönüşme riskinin yüksek olduğu erken dönem olan premiyopi konusunun ele alındığı ilk oturum, İzmir Tınaztepe Üniversitesi Özel Galen Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Oya Dönmez tarafından gerçekleştirildi. Dönmez, “Miyopi, günümüzde yalnızca bireysel bir görme kusuru değil, küresel ölçekte hızla artan ve toplum sağlığını doğrudan etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu. Özellikle çocukluk çağında başlayan miyopinin görülme sıklığı, her geçen yıl artıyor. Uzun süreli yakın mesafe çalışmaları, dijital ekran kullanımının artışı ve açık havada geçirilen sürenin azalması, miyopinin en önemli nedenleri arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı.<br />
Erken teşhisin kritik önem taşıdığını vurgulayan Dönmez, “Miyopi ne kadar erken yaşta başlarsa ilerleme riski o kadar artar. Bu nedenle düzenli göz muayeneleri ile hastalığın erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Özel tasarımlı gözlük camları, miyopi kontrolüne yönelik kontakt lensler ve yaşam tarzı değişiklikleri ile miyopinin ilerlemesini yavaşlatmak mümkün. Özellikle çocukların açık havada daha fazla zaman geçirmesi koruyucu bir etki sağlıyor” diye konuştu.<br />
Miyopinin tedavi edilmemesi durumunda ortaya çıkabilecek sonuçlara da dikkat çeken Dönmez, “İlerleyen miyopi, retina hastalıkları ve ciddi görme kayıpları gibi komplikasyonlara yol açabilir. Bu durum sağlık sistemleri üzerinde de ciddi bir ekonomik yük oluşturur” sözleriyle konunun küresel boyutuna dikkat çekti.<br />
<br />
<strong>Miyopi yönetiminde optik çözümler her geçen gün daha da gelişiyor</strong><br />
Miyopi yönetiminde optik çözümlerin hızla geliştiğini belirten Hoya Vision Care Satış Geliştirme Müdürü Begüm Çankırlı, özellikle çocuklarda miyopi ilerlemesini yavaşlatmak için geliştirilen DIMS teknolojisinin bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış yenilikçi bir yaklaşım sunduğunu ifade etti. Çankırlı, merkezi net görüşü korurken çevresel defokus oluşturarak göz uzamasını kontrol etmeyi hedefleyen bu tasarımın, miyosmart camlarla yapılan klinik çalışmalarda miyopi ilerlemesini anlamlı ölçüde yavaşlattığını vurguladı. Çankırlı, günümüzde yalnızca görme kusurunu düzeltmenin değil, miyopiyi yönetmenin de optik sektörünün temel sorumluluklarından biri olduğunu belirtti.<br />
<br />
<strong>“2050 yılında dünya nüfusunun yarısından fazlasının miyop olacağı öngörülüyor”</strong><br />
“Miyopi Yönetiminde Kullanılan Kontak Lensler” konulu oturumda konuşan Johnson & Johnson Vision Care Acuvue’den Fatih İbiş, “Miyopi yönetiminde kontakt lens teknolojileri son yıllarda önemli bir gelişim gösterdi. Özellikle miyopi kontrolüne yönelik tasarlanan özel lensler, yalnızca görme düzeltmesi sağlamakla kalmayıp miyopinin ilerlemesini yavaşlatmaya da katkı sunuyor” dedi. Miyopinin küresel ölçekte artışına dikkat çeken İbiş, “Bugün geldiğimiz noktada, 2050 yılında dünya nüfusunun yarısından fazlasının miyop olacağı öngörülüyor. Bu tablo, miyopi yönetimini bireysel bir ihtiyaç olmaktan çıkarıp küresel bir sağlık önceliği haline getiriyor. Bu nedenle erken müdahale, doğru ürün seçimi ve düzenli takip süreçleri her zamankinden daha kritik bir rol oynuyor” ifadelerini kullandı.<br />
Program kapsamında ayrıca, optisyenler ile göz hekimleri arasındaki iş birliğinin önemi vurgulandı. Görme sağlığında sürdürülebilir başarı için multidisipliner yaklaşımın gerekliliği dile getirilirken, yeni nesil ölçüm teknolojileri ve kişiselleştirilmiş çözümler de sektörün geleceğine ışık tutan başlıklar arasında yer aldı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/03/gorme-sagliginin-gelecegi-izmirde-konusuldu_69ca4b7a1f7e8.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/gorme-sagliginin-gelecegi-izmirde-konusuldu/43963</link>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Başkan Tugay’dan sağlık turizminde ortak akıl çağrısı</title>
                                    <description>Sağlık Turizmi Ege Bölge Toplantısı, İzmir ve Ege Bölgesi’nin sağlık sektörü temsilcilerini bir araya getirdi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’in sağlık turizminde küresel bir cazibe merkezi olabilmesi için güven, kalite ve koordinasyonun şart olduğunu vurgulayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Kentimizi dünyayı en iyi şekilde ağırlayacak hale getirmek için tüm paydaşlarla birlikte hareket etmeliyiz Görev sürem boyunca İzmir’in tarım, turizm ve ticarette gelişmesi için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırım” dedi.<br />
 <br />
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Uluslararası Sağlık Turizmi Meclisi ile İzmir Ticaret Odası iş birliğinde düzenlenen Sağlık Turizmi Ege Bölge Toplantısı, İzmir Ticaret Odası’nda sağlık sektörü temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda İzmir’in sağlık alanındaki mevcut durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Başkanı Dr. Cemil Tugay, Türkiye’de hem genel turizmin hem de sağlık turizminin gelişimi açısından güvenlik ve denetimin büyük önem taşıdığını vurguladı. Bu alandaki çalışmaların bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirten Tugay, özellikle yaşlı nüfusa yönelik üçüncü yaş turizmi açısından İzmir ve Ege Bölgesi’nin önemli bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çekti. Tugay, İzmir’in dünyanın dört bir yanından gelecek ziyaretçileri ağırlayacak şekilde hazırlanması gerektiğini ifade ederek, bu hedef doğrultusunda tüm paydaşların ortak hareket etmesinin zorunlu olduğunu dile getirdi.<br />
 <br />
<strong>“Sektör kan kaybediyor”</strong><br />
30 yıl hekimlik yaptıktan sonra belediye başkanlığı görevini üstlendiğini belirten Başkan Dr. Cemil Tugay, 2000’li yılların başından itibaren sağlık turizminin gelişimine önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Türkiye’nin hekim kalitesinin yüksek olduğunu ancak bu niteliğin giderek zayıfladığını vurgulayan Tugay, tıp fakültelerindeki eğitim kalitesinin düşmesinin ciddi bir risk oluşturduğunu söyledi. Türkiye’nin güvenli bir ülke olarak algılanmamasının turizmi olumsuz etkilediğini belirten Başkan Tugay, 2025’te sağlık turizmindeki düşüşün genel turizmle paralel ilerlediğini kaydetti. Tugay, artan maliyetler nedeniyle Türkiye’nin rekabette pahalı bir ülke konumuna geldiğini ve sektörün kan kaybettiğini ifade etti.<br />
 <br />
<strong>“Güveni sağlamak zorundayız”</strong><br />
Turizm tesisleri ve yatırımcılarına daha fazla destek verilmesi gerektiğini vurgulayan Başkan Tugay, sözlerini şöyle sürdürdü:<br />
“Gerçekten güvenli miyiz sorusunu kendimize objektif biçimde sormamız gerekiyor. Açıkça ifade etmek gerekirse, olması gerektiği kadar güvenli bir ülke değiliz. Artan şiddet olayları, mafyalaşma ve başta yeme-içme sektörü olmak üzere hizmet alanlarında denetimlerin yetersizliği, Türkiye’nin güven algısını zedeliyor. Yaşanan olumsuzluklar da yurt dışında abartılarak aktarılıyor. Sağlık turizminden söz ediyorsak, merdiven altı faaliyetlere kesinlikle izin vermemeliyiz. Özellikle kozmetik işlemler ve cerrahi alanında şarlatanlığa izin vermemek ve güveni sağlamak zorundayız. İnsanların en çok önemsediği unsur güvenlik. Güven duymadıkları yerlere gitmiyorlar. Rekabet ortamında makul fiyatların sunulması, denetimlerin sağlanması ve doğru teşviklerin verilmesi gerekiyor. Ayrıca İzmir’in tanıtımı konusunda önemli eksiklerimiz var. Bu nedenle herkesin kentin tanıtımına daha fazla özen göstermesi gerekiyor.”<br />
 <br />
<strong>3. yaş turizmi vurgusu</strong><br />
İzmir’de uzun yıllar sağlık turizminin termal turizmle öne çıktığını, sonraki süreçte ise estetik ve kozmetik işlemlerin ağırlık kazandığını belirten Başkan Tugay, Türkiye’nin bu alanda bir dönem güçlü bir konumda olduğunu ifade etti. Sağlık turizminin bugün büyük ölçüde termal ve kozmetik işlemlerle sınırlı algılandığını söyleyen Tugay, asıl önemli potansiyelin üçüncü yaş turizminde olduğunu vurguladı. Avrupa’daki yaşlı nüfusun doğru tesisler ve iyi planlanmış hizmet modelleriyle ağırlanması halinde büyük bir fırsat doğacağını belirten Tugay, Türkiye’nin iklimi, doğası ve kültürel zenginliğiyle bu alanda avantajlı olduğunu dile getirdi. Ancak güven eksikliği ve yeterli altyapının bulunmaması nedeniyle bu potansiyelin değerlendirilemediğini ifade eden Tugay, özellikle İzmir ve Ege Bölgesi için üçüncü yaş turizminin büyük bir fırsat sunduğunu, bu alanda tesis yatırımları ve güçlü bir organizasyon modeline ihtiyaç olduğunu söyledi.<br />
 <br />
<strong>“Mutlaka ortaklaşarak çalışmalıyız”</strong><br />
Brezilya ile 5,5 milyar dolarlık ticaret hacmine dikkat çeken Başkan Cemil Tugay, “Biz onlara 1 milyarlık dolarlık ürün ve hizmet satarken, onlardan 4,5 milyar dolar ürün ve hizmet alıyoruz. Güney Amerika için önemli bir inanç merkezi olan Meryem Ana’yı tanıtamıyoruz. Kentin tanıtımı için kolektif bir çaba gerekiyor. İzmir’in dünyayı en iyi şekilde ağırlayacak biçimde hazırlanmamız gerekiyor. Tüm paydaşların bir arada olduğu ortak çalışma ortamlarına ihtiyaç  var. Görev sürem boyunca kentin tarım, turizm ve ticarette gelişmesi için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırım” ifadelerini kullandı.<br />
 <br />
<strong>“Önemli bir fırsat penceresi”</strong><br />
İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener de artan sağlık maliyetleri, yaşlanan dünya nüfusu ve kaliteli hizmete erişim ihtiyacının, hastaları sınır ötesi çözümlere yönlendirdiğini belirterek “Bu küresel eğilimler, doğru konumlanan şehirler için önemli bir fırsat penceresi oluşturuyor. Ülkemiz sağlık turizmi pazarında son yıllarda önemli bir yükseliş yakalarken, kentimiz de bu pazardaki payını artırabilecek tüm dinamiklere sahip. Özellikle üç alanda çok güçlü potansiyele sahibiz; medikal turizm, termal turizm, sağlıklı yaşam ve üçüncü yaş turizmi” dedi.<br />
<br />
<strong>“Bütüncül bir değer zinciri olarak ele almalıyız”</strong><br />
İzmir’in yalnızca bir tedavi noktası değil; sağlık, kültür, inanç ve gastronomiyi bir arada sunan yüksek katma değerli bir destinasyon olduğunu vurgulayan Mahmut Özgener, sağlık turizminin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirtti. Ulaşım altyapısından konaklamaya, dijital tanıtımdan insan kaynağına kadar uzanan çok boyutlu bir ekosisteme ihtiyaç olduğunu ifade eden Özgener, İzmir’in güçlü kurumları ve iş birliği kültürüyle bu potansiyele sahip olduğunu söyledi.<br />
<strong>“İnciraltı sağlık turizminin lokomotifi olabilir”</strong><br />
İnciraltı’nın stratejik bir dönüşümle sağlık turizmi açısından önemli bir merkez haline gelebileceğini belirten Özgener, bu alanda bir “Sağlık Turizmi Vadisi” kurulabileceğini ifade etti. Doğru planlama ile bölgenin uluslararası hastaların ağırlandığı, Ar-Ge’nin geliştirildiği ve yaşam kalitesi yüksek bir destinasyona dönüşebileceğini vurgulayan Özgener, İnciraltı’nın İzmir’i sağlık turizminde üst lige taşıyacak önemli bir fırsat olduğunu söyledi. Özgener, “Bugün burada hep birlikte atacağımız adımlar, İzmir’in bu alanda geleceğin öncü şehirlerinden biri olma hedefinin önünü açacaktır” dedi.<br />
 <br />
<strong>Sağlık turizminde İzmir farkı</strong><br />
TOBB Türkiye Uluslararası Sağlık Turizmi Meclis Başkanı Doç. Dr. Özgür Öztan, amaçlarının sektör paydaşlarıyla buluşarak bölgelerin ihtiyaçlarını belirlemek ve kamuyla iş birliği içinde çözümler üretmek olduğunu söyledi. Sağlık turizminin küresel bir sektör haline geldiğini ve kalite odaklı yaklaşımın önem kazandığını vurgulayan Öztan, İzmir’in bu alanda payını yüzde 1’den yüzde 5’e çıkararak dikkat çekici bir büyüme yakaladığını ifade etti. Türkiye genelinde düşüş yaşanmasına rağmen İzmir’in yükselişini sürdürdüğünü belirten Öztan, kentin sağlık hizmetleri ile yaşam deneyimini bir arada sunan önemli bir destinasyon olduğunu dile getirdi. İzmir’in güçlü sağlık altyapısı, ileri tanı olanakları ve yüksek kapasiteli tedavi merkezleriyle öne çıktığını kaydeden Öztan, Ege Bölgesi’ndeki sağlık kuruluşlarının yüzde 63’ünün İzmir’de bulunduğunu belirtti.<br />
 <br />
<strong>Oturumlar yapılacak</strong><br />
Toplantı, Türkiye’de Sağlık Turizmi ve Kamu Stratejileri ile Ege’den Dünyaya: İzmir’in Sağlık Turizmindeki Potansiyeli ve Gelişim Stratejileri oturumlarıyla devam edecek. Ardından çalıştay oturumları gerçekleştirilecek. Bu kapsamda Medikal Turizm, Sağlık Turizmi Altyapısı ve Kümelenme: Medikalkampüs Yaklaşımı, Sağlık Turizmi Yatırım Stratejileri, İyi Yaşam, Üçüncü Yaş Turizmi ve Termal Turizm, Sağlık Turizminde Dijitalleşme, Sağlık Turizminde Ulusal ve Uluslararası Tanıtım, Sağlık Turizmi Mevzuatı ve Sigorta Uygulamaları konuşulacak. Toplantı, çalıştay sonuçlarının değerlendirilmesi ile sona erecek.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/03/baskan-tugaydan-saglik-turizminde-ortak-akil-cagrisi_69c6545fea927_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/baskan-tugaydan-saglik-turizminde-ortak-akil-cagrisi/43956</link>
                <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 12:43:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğdukları hastanede şifa dağıtıyorlar</title>
                                    <description>118 yıldır hizmet veren İzmir’in sağlık çınarı İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi bu güne kadar binlerce bebeğin ilk nefesine tanıklık etti. Üç farklı kuşaktan Ural Hamurcu, Yasemin Şen, Ekin Başak Bozdağlı ve İrem Ayçetin’in yolları, doğdukları hastane ile yıllar sonra yeniden kesişti.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Eşrefpaşa Hastanesinde doktor, diş hekimi, hemşire ve eczacı olarak görev alan dört ismin ortak noktası ise sadece aynı hastanede doğup aynı çatı altında görev yapmak değil, mesleklerine duydukları sevgi ve insanları iyileştirmenin yaşattığı gurur oldu.<br />
 <br />
Türkiye’nin ilk ve tek belediye hastanesi İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi, 118 yıldır İzmir’e şifa dağıtıyor. Yüz binlerce bebeğin dünyaya geldiği hastane, kalpleri ısıtan anlamlı tesadüflere de sahne oluyor. Yıllar önce Eşrefpaşa Hastanesi’nde doğan Ural Hamurcu, Yasemin Şen, Ekin Başak Bozdağlı ve İrem Ayçetin, doğdukları hastanede birer sağlık emekçisi olarak canla başla çalışıyor. Köklü bir hastanede doğmanın ve yıllar sonra aynı hastanede görev almanın gurur verici olduğunu belirten sağlık emekçileri, İzmirlilere şifa dağıtmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. <br />
 <br />
<strong>“Hastanede doğan üç farklı jenerasyondan sağlıkçıyla birlikte çalışıyoruz”</strong><br />
8 Nisan 1972’de Eşrefpaşa Hastanesi’nde doğan üroloji uzmanı Dr. Ural Hamurcu, “Şu an yoğun bakım servisi olarak kullanılan alan, ben doğduğum zaman kadın doğum bölümüymüş. 2004 yılından beri doğduğum hastanede üroloji uzmanı olarak görev alıyorum. Eşrefpaşa Hastanesi çocukluğumda muayene olduğum bir hastaneydi. Burada çalışmaya başladığım dönemlerde beni çocukken muayene eden hekimlerle kısa bir süre birlikte hekimlik yapma fırsatını da buldum. Ben doğduğumda bile burası İzmir’in en eski hastanesiydi. Şu anda bu hastanede doğan üç farklı jenerasyondan sağlıkçıyla birlikte çalışıyoruz. Keyifli bir çalışma ortamımız var” diyerek tüm hekim ve sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladı.<br />
 <br />
<strong>“Doğduktan 21 yıl sonra aynı hastanede göreve başladım”</strong><br />
30 Haziran 1985’te Eşrefpaşa Hastanesi’nde doğan ameliyathane hemşiresi Yasemin Şen ise “Doğduktan 21 yıl sonra aynı hastanede ameliyathane hemşiresi olarak göreve başladım. Eşrefpaşa Hastanesi çok aşina olduğum bir hastaneydi ve burada çalıştığım için çok mutluyum” diye konuştu. Şen, sağlıkta şiddetin son bulduğu bir Tıp Bayramı dileyerek tıp camiasının bayramını kutladı.<br />
 <br />
<strong>“Doğumuma şahit olan insanlarla çalışmak çok güzel”</strong><br />
Diş hekimi Ekin Başak Bozdağlı ise 12 Eylül 1996 tarihinde Eşrefpaşa Hastanesi’nde doğdu. 2023 yılından beri hastanede görev alan Bozdağlı, “Mesleğimden çok memnunum. Doğumumda yer alan doktor ve hemşirelerle birlikte görev yapmak gerçekten gurur verici. Bu işimi daha çok sevmemi sağlıyor ve işe severek geliyorum. Ben küçüklüğümde de hasta olduğumda hep Eşrefpaşa Hastanesi’ne geliyordum. Hem doğumuma şahit olan hem de küçüklüğümü bilen insanlarla çalışmak çok güzel” dedi. <br />
 <br />
<strong>“Çok ilginç ve gurur verici”</strong><br />
Eşrefpaşa Hastanesi’nde eczacı olarak görev alan İrem Ayçetin ise “14 Mayıs 1997 tarihinde Eşrefpaşa Hastanesi’nde doğdum. Doğduğum hastanede eczacı olarak görev almak ve bir zamanlar doğumuma şahitlik etmiş insanlarla aynı ortamda çalışmak çok ilginç ve gurur verici. Bana, ‘senin doğumuna şahit olduk, o ameliyathanede çalışıyorduk’ diyorlar. Sağlık alanında hizmet edebilmek çok güzel. Tüm sağlık çalışanlarının Tıp Bayramı’nı kutluyorum” ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/03/dogduklari-hastanede-sifa-dagitiyorlar_69b3d1bf49897_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/dogduklari-hastanede-sifa-dagitiyorlar/43892</link>
                <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Koruyan, öğreten, iyileştiren belediye</title>
                                    <description>İzmir Büyükşehir Belediyesi, son iki yılda koruyucu sağlık hizmetlerinden Eşrefpaşa Hastanesi’nde yürütülen tedavilere kadar kent genelinde sağlık çalışmalarını önemli ölçüde geliştirdi. “Sağlıklı yurttaş, sağlıklı kent” hedefiyle hareket eden İzmir Büyükşehir Belediyesi; koruyan, öğreten ve iyileştiren hizmet anlayışıyla çalışmalarını sürdürüyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Bu kapsamda belediye, sağlığın yalnızca tedaviyle değil; eğitim, erken müdahale ve sosyal destek mekanizmalarıyla da korunması gerektiği yaklaşımıyla hareket ediyor.<br />
 <br />
Eğitimden danışmanlığa, erken çocukluk programlarından yaşlı bakımına; hastane tedavilerinden evde bakım hizmetlerine kadar yürütülen kapsamlı çalışmalarla yüz binlerce İzmirli artık geleceğe daha sağlıklı bakıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Eşrefpaşa Hastanesi ve semt poliklinikleri üzerinden yürütülen hizmetlerle bu sürecin önemli bir ayağını oluşturuyor. Son iki yılda yüz binlerce hastaya hem hastanede hem de evlerinde sağlık ve bakım hizmeti sunuldu. Koruyucu sağlık hizmetlerini yaygınlaştırmayı ve her yaştan yurttaşın sağlıklı yaşam olanaklarına erişimini artırmayı hedefleyen belediye; kent genelinde sağlık eğitimleri, psikolojik destek, erken çocukluk çalışmaları ve yaşlılık destek programları gibi çok sayıda hizmetle İzmirli yurttaşların iyilik hâlini güçlendirdi.<br />
 <br />
<strong>Sağlık bilgisi her eve ulaşıyor</strong><br />
İzmir Büyükşehir Belediyesi, sağlıklı yaşam bilincini artırmak amacıyla son iki yılda farklı başlıklarda 3 binden fazla sağlık eğitimi düzenledi. Koruyucu sağlık, aktif yaşam, ruh sağlığı ve ağız-diş sağlığı gibi konularda gerçekleştirilen eğitimlere 122 binden fazla kişi katıldı. Ağız ve diş sağlığı kontrolleriyle de yaklaşık 10 bin yurttaşın ağız bakısı yapıldı. Olası acil durumlarda toplumun hazırlıklı olması için ilkyardım eğitimleri de sürdürüldü. Temel ilkyardım, afetlerde müdahale ve yaşam desteği başlıklarında 585 eğitim programı ile 8 bin 500 kişiye uygulamalı eğitim verildi. Bu sayede binlerce yurttaş, hayat kurtaran ilkyardım bilgisiyle donatıldı.<br />
 <br />
<strong>Nesilden nesle sağlıklı yaşam döngüsü</strong><br />
Belediyenin erken çocukluk çalışmalarından biri olan İzmir95 programı ise bebeklerin sağlıklı gelişimini desteklemek ve ebeveynlere rehberlik etmek amacıyla kentin farklı ilçelerinde yürütülüyor. Ev ziyaretleri, ebeveyn atölyeleri ve emzirme danışmanlığı hizmetleriyle iki yılda 15 binden fazla aileye ulaşıldı.<br />
 <br />
<strong>İzmir’de yaş almak öğrenmeye engel değil</strong><br />
İzmir Büyükşehir Belediyesi, sağlıklı yaşlanma politikaları kapsamında da çalışmaları devam ettiriyor. 3. Yaş Üniversitesi projesi ile 60 yaş üzeri yurttaşlar farklı alanlarda eğitimlere katılarak sosyal ve zihinsel olarak aktif kalma imkânı buluyor. Program, “İzmir’de yaş almak öğrenmeye engel değil” dedirtiyor.<br />
 <br />
<strong>Sağlıklı yaş alma merkezi büyük ilgi görüyor</strong><br />
Bin aktif üyesi bulunan Sağlıklı Yaş Alma Merkezi ve Alzheimer-Demans Merkezi hizmetleriyle yaşlı bireylerin yaşam kalitesi artırılıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yaşlı yoksulluğuyla mücadele, tedavi ve bakım hizmetlerinin genişletilmesi, yaşlıların deneyim ve birikimlerinden faydalanmak amacıyla hazırlanan İleri Yaş Eylem Planı ise yaşlı bireylerin hayatını çok yönlü ele alarak yaşam konforunu artırmayı hedefliyor.<br />
 <br />
<strong>İZSEM’de bütüncül sağlık hizmeti</strong><br />
2025 yılında kurulan Sağlıklı Yaşam Şube Müdürlüğü ile kentte bütüncül sağlık hizmetleri daha da yaygınlaştırıldı. Beş noktada hizmet veren İzmir Sağlık ve Esenlik Merkezleri (İZSEM) aracılığıyla yurttaşlara psikolojik destek, beslenme danışmanlığı, fizyoterapi, diyabet farkındalığı ve hareketli yaşam programları ücretsiz olarak sunuluyor. Ayrıca kent genelinde kurulan Psikolojik Destek Birimleri ile çocuk-yetişkin bine yakın kişiye ücretsiz psikolojik destek hizmeti verildi.<br />
 <br />
<strong>Bulaşıcı hastalıklara karşı ücretsiz ve kimliksiz test hizmeti</strong><br />
Koruyucu halk sağlığı çalışmalarının bir parçası olarak açılan Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezi ise bulaşıcı hastalıklar için ücretsiz ve anonim test hizmeti sunarak toplum sağlığına katkı sağlıyor. Kimlik bilgisi paylaşımı olmadan ve sosyal güvence aranmadan ücretsiz olarak HIV, Hepatit C, Hepatit B ve sifiliz (frengi) testi yapılarak önemli bir sağlık hizmeti sunuluyor. Sağlık Bakanlığı iş birliği ile başlatılan çalışma kapsamında, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar hakkında danışmanlık hizmeti de veriliyor. Ayrıca Kadın Sağlığı Programları kapsamında 702 kadına bireysel danışmanlık hizmeti verildi. 1.100’den fazla kadına eğitim verildi, farkındalık çalışması yapıldı.<br />
 <br />
<strong>Gençler ve çocuklar için özel sağlık destekleri</strong><br />
İzmir Büyükşehir Belediyesi, 18-26 yaş grubundaki ve sosyal destek sistemindeki pek çok kadına 3 doz Human Papilloma Virüsü (HPV) aşısı uygulamasını da hayata geçirdi. Diyabetli çocuklar için “Tip 1 diyabet” tanısı alan anaokulu ve ilkokul öğrencilerine hayati önem taşıyan sensörlü şeker ölçüm cihazı araç ve gereçleri temin etti.<br />
 <br />
<strong>Eşrefpaşa Hastanesi, İzmir’i iyileştirdi</strong><br />
Belediyenin sağlık hizmetlerinin önemli bir ayağını da Eşrefpaşa Hastanesi oluşturuyor. Son iki yılda hastane ve semt polikliniklerinde toplam 714 bin poliklinik hizmeti verildi, 3 bin 451 ameliyat gerçekleştirildi ve 11 bin hasta yatırılarak tedavi edildi. Hastanede ayrıca 1 milyon 358 binden fazla laboratuvar incelemesi ve yaklaşık 196 bin görüntüleme işlemi yapıldı.<br />
 <br />
<strong>Yeni hizmetler ve yenilikler</strong><br />
Son iki yılda Eşrefpaşa Hastanesi’nde fark yaratan yeni hizmet alanları da eklendi. Kurulan Ambulans Servisi’nde dört acil yardım ambulansı, dört de hasta nakil ambulansı ile 2025 yılında bin 509 görev yapıldı. Ayrıca bebek bakımı, emzirme teknikleri, psikolojik destek, beslenme, pilates gibi pek çok alanda hizmet vererek hem gebeleri anneliğe hazırlayan hem lohusaları ve baba adaylarını da eğitimlere kabul eden Gebe Okulu ve Sigarayı Bırakma Polikliniği açıldı. Eşrefpaşa Hastanesi bünyesinde Triple-P Ebeveyn Eğitim Programı da başlatıldı. Eşrefpaşa Hastanesi 65 yaş üstü ve işitme engelliler için kolaylaştırıcı sağlık hizmetlerini başlatırken, Defibrilatör Projesi kapsamında kentte ani kalp durmalarına müdahale için OED cihazlarını da kentin belli noktalarına yerleştirmeye başladı.<br />
 <br />
<strong>Evde </strong><strong>b</strong><strong>akım hizmetleriyle sağlık, vatandaşın evine götürüldü</strong><br />
Evde bakım hizmetleri kapsamında sağlık hizmeti hastanenin dışına taşındı, vatandaşın evine götürüldü. Sağlık hizmeti kapsamında 30 bin 923 evde sağlık hizmeti verildi, 3 milyon 59 bin 356 TL maliyet belediye tarafından karşılandı. Genel bakım hizmetlerine yönelik de 91 bin 102 ev ziyareti yapıldı, 4 bin 886 hastanın evde yara bakımı gerçekleştirildi. Ayrıca 45 bin 680 evde 23 bin 621 kişisel bakım, 7 bin 402 ev temizliği, 6 bin 68 kuaför hizmeti ve 8 bin 154 sosyal inceleme gerçekleştirildi. Bu evlerde tamir gerektiren konulara yönelik bakım onarım hizmetleri de verildi. Eşrefpaşa Hastanesi, İzmir’de “evde bakım” hizmeti alan yurttaşları ev kazalarından korumak amacıyla “Güvenli Ev, Sağlıklı Yaşam” projesini de başlattı. Ev kazası risk değerlendirmesinin ardından evleri ziyaret ederek oluşabilecek kazaları önleyici tedbirler alan ekipler, hane halkını ev kazalarıyla ilgili bilgilendirmeye başladı.<br />
 <br />
<strong>Hizmet kapasitesi daha da artacak</strong><br />
Eşrefpaşa Hastanesi yeni ek binasıyla İzmir’in sağlık kapasitesini büyütecek. 549 milyon liralık yatırımın yüzde 50’si tamamlandı.  Bu yıl hizmete girecek hizmet binasında ikinci seviye acil servis, 6 ameliyathane, 1 sezaryen salonu, 1 doğumhane, ikinci seviye yoğun bakım ve yenidoğan yoğun bakım ünitesi yer alacak.<br />
 <br />
<strong>Çalışanların güvenliği için sürekli denetim ve eğitim</strong><br />
Belediye bünyesinde çalışan personelin sağlığı için de kapsamlı iş sağlığı ve güvenliği programları uygulanıyor. Binlerce çalışana güvenli çalışma ve risk farkındalığı eğitimleri verilirken, düzenli sağlık muayeneleri ve saha denetimleriyle çalışma ortamlarının güvenliği güçlendiriliyor. Bu kapsamda iki yılda 5 bin 277 belediye çalışanına iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verildi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/03/koruyan-ogreten-iyilestiren-belediye_69b10f8e55aa3.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/koruyan-ogreten-iyilestiren-belediye/43877</link>
                <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Dikili Devlet Hastanesi Hizmete Başladı</title>
                                    <description>İzmir’in sağlık altyapısını güçlendirecek önemli yatırımlardan biri olan 75 yataklı Yeni Dikili Devlet
Hastanesi hizmete açıldı. Modern mimarisi ve donanımıyla dikkat çeken yeni hastane, Dikili ve çevre ilçelerde yaşayan vatandaşlara daha nitelikli ve kapsamlı sağlık hizmeti sunacak.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Toplam 15 bin 10 metrekare açık alan, 3 bin 969 metre kare kapalı alan üzerine kurulan ve 4 kattan<br />
oluşan yeni hastane binası, hasta ve sağlık çalışanlarının konforu düşünülerek tasarlandı.<br />
Yeni Dikili Devlet Hastanesi bünyesinde;<br />
14 bakslı, 2 terapi ve 1rehabilitasyon odalı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesi<br />
15 yataklı acil servis,<br />
10 üniteli hemodiyaliz merkezi,<br />
20 poliklinik odası,<br />
2 Sancılı Doğum Lohusa (SDL) odalı doğumhane,<br />
5 yataklı erişkin yoğun bakım ünitesi,<br />
4 kuvöz kapasiteli yenidoğan yoğun bakım ünitesi bulunuyor.<br />
Hastanede ayrıca 2 genel ameliyathane (bunlardan biri ortopedi ameliyatları için kurşun kaplı olarak tasarlandı) ve 1 lokal ameliyathane olmak üzere toplam 3 ameliyathane salonu yer alıyor. Sağlık hizmetlerinin geniş bir yelpazede sunulacağı hastanede; eskiden tek karma olan servisten palyatif bakım birimi de olmak üzere 3 servis oluşturuldu. Servislerde 26 tek kişilik nitelikli odaların yanında 14 âdet çift kişilik oda bulunuyor.<br />
Tanı ve teşhis süreçlerinin hızlı ve etkin şekilde yürütülmesi amacıyla bilgisayarlı tomografi, ultrason, röntgen ve kemik dansitometresi gibi modern görüntüleme cihazları da hastanede hizmete sunuldu.<br />
“İzmir’de sağlık yatırımlarımız aralıksız sürüyor”<br />
İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, yeni hastanenin hizmete başlamasıyla ilgili yaptığı açıklamada, İzmir genelinde sağlık yatırımlarının devam ettiğini belirtti.<br />
Kul, “İzmir’de vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha hızlı ve nitelikli şekilde ulaşabilmesi için yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Yeni Dikili Devlet Hastanemiz de bu vizyonun önemli bir parçasıdır. Modern altyapısı, güçlü teknolojik donanımı ve sağlık çalışanlarımızın özverili hizmetiyle Dikili ve çevre ilçelerde yaşayan vatandaşlarımıza önemli katkı sağlayacaktır.” dedi. Yeni hastanenin bölge için önemli bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Kul, “Vatandaşlarımızın sağlık<br />
hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak, tanı ve tedavi süreçlerini daha hızlı ve etkin hale getirmek öncelikli hedefimizdir. Yeni Dikili Devlet Hastanemizin ilçemize ve bölgemize hayırlı olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.<br />
Yeni Dikili Devlet Hastanesi ile birlikte ilçede sağlık hizmetlerinin kapasitesi artırılırken, vatandaşların ileri tetkik ve tedavi için farklı merkezlere gitme ihtiyacının da önemli ölçüde azaltılması hedefleniyor.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/03/yeni-dikili-devlet-hastanesi-hizmete-basladi_69afe80c46434_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/yeni-dikili-devlet-hastanesi-hizmete-basladi/43875</link>
                <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 12:39:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>30 yıl önce başlayan bir hikaye Vay Vay Vitamin</title>
                                    <description>Çocukken dedesinin, içerisinde eşsiz tarifler olan yeşil ciltli defteri aslında bu hikayeye ışık tutan. İkrislerin adresi aslında Mersin. Karı koca sağlıkçı olan, Mustafa ve Havva Çelik çiftinin yolları yıllar sonra İzmir’de birleşti ve bu hikaye Tarihi Kemeraltı Çarşısı
Hisarönünde ‘Vay vay Vitaminde’ hayat buldu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Havva Hanım hem anlattı şifa kaynaklarını hem de ikram etti. Ellerine sağlık. Hadi gelelim</p>

<p>nimetleri ve şifalarını anlatmaya. Sübye; Biliyormusunuz? Ben yeni öğrendim. Kavun çekirdeğinin sütü yanlış okumadınız. Kavun çekirdeğinin sütü... Reklamlardaki gibi olacak ama yaşlanma savaşçısı E vitamini deposu. Ağrısız sancısız usulca, sessizce böbrek taşı düşmanı. Kan şekeri dengesiz olan, insülin direnci olan, şeker teşhisi konulan, karaciğer</p>

<p>yağlanmasından muzdarip, tansiyondan şikayetçi, kansızık çeken, bir türlü kilo veremiyorum diyen, bebek sahibi olmak isteyen ve daha niceleri... Tahlil sonuçlarını alan soluğu Vay Vay Vitaminde alıyor. Kişiye özel karışımların şifaları bu adreste birleşerek sağlık sunuyor. Ödem attıran meyve suları karışımları. İçerisinde neler yok neler. Asıl başrol Adana Osmaniye topraklarında yetişip İzmir’de şifa dağıtmak için getirilen Pancar. Kanser tedavisinde en büyük kalkan. Pancar, havuç, elma ve tabi ki zencefil birleşimi eşsiz bir lezzet. Nelere mi faydası var; kan yapıcı, karaciğerdeki yağları parçalayan, tansiyon dengeleyici bir tat. Doğru bildiğimiz bir yanlıştan bahsedelim birazda. Şalgam. Şalgam ise Çelik çiftine Adana’lı Mersin’li atalarından kalma bir miras. Şalgamın tansiyonu yükseltir yanlışını işte tam da burada düzeltelim. İşin ayrıntısı ise Kaya Tuzu. Aksine yağ yakma özelliği ile karaciğer yağlanması dolayısıyla kolestrol dengeliyici, şeker ve tansiyon dostu.</p>

<p>Gelelim bir diğer mucizeye. Koruk suyu. Yüzde yüz el yapımı sıfır şeker, yemeklik ve içimlik</p>

<p>olmak üzere iki seçeneği ile ayrı bir lezzet. Nelerin mucizesi? Vücuttaki kalsiyum depolarına direk C vitamin aktaran bir şifa. İnanamayacaksınız belki ama bacak damarlarındaki kireçlenme, varis düşmanı, küçük bir de sır verelim tam bu noktada; menopoz sürecinde sağlam bir dost.</p>

<p>‘’Her Bünyenin Mührü Ayrıdır’’</p>

<p>Çelik çifti ile güzel sohbet devam ediyordu tüm bu şifa kaynaklarını öğrenirken ve tatarken.</p>

<p>Ve halen sağlıkçı olan Havva hanımdan işittiğim bir söz beni çok etkiledi. ‘Her bünyenin mührü ayrıdır, vücuda kulak vermek gerek’. Birde şunun da altını çiziyor Havva Hanım. Asla depo ürünü kullanılmıyor. Mevsiminde herşey güzel ve şifalı. Cilt güzelliği ve parlaklığıyla ilgili kozmetik ürünlere çok fazla bütçe ayırmaya gerek yok.</p>

<p>İçerisinde barındırdığı bir diğer adı yaşam olan E vitamini sayesinde bağırsak florasını düzenleyerek cilde parlaklık ve canlılık veren Havuç suyu doğru başvuru. Adres ise Vay Vay Vitamin... Atom karışımı keyif için muahakak Hisarönündeki Vay Vay Vitamine mutlaka uğrayın ve tadın. Sıfır şeker üzüm, ananas yaban mersini ve... Tadılmalı muhakkak. Küçük bir sır daha Anne eli Limonata. İşte tam bu noktada geleneksellik ve dürüstlük giriyor devreye. Şunu da ekliyor Havva Hanım ‘kendimizin tüketmediğini asla yapıp ikram etmiyoruz’ tamamen sıfır şeker ev yapımı Limonata. Ben tattım buzdolabımdan hazır meyve sularını ve türevlerini kaldırdım. Küçük bir</p>

<p>tavsiye...Karadut suyu ama özü değil asla kaynatma işleminden geçmiyor. Kansızlık, enfeksiyon giderici, bağırsak idrar yolu tamir edici, boğaz ve diş iltihabı ağrısına birebir mucize Karadut suyu. Tamamen organik ve doğal, içesirinde şifa kaynakları olan geleneksel el lezzeti ve şifasını katan bir yer. Vay Vay Vitamin. Sizleri bekliyor.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/03/30-yil-once-baslayan-bir-hikaye-vay-vay-vitamin_69a976ece6133_h.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/30-yil-once-baslayan-bir-hikaye-vay-vay-vitamin/43853</link>
                <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 15:22:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Kardiyolog Tülüce: Kolesterol ve Tansiyon Kalbi Etkiliyor</title>
                                    <description>Kalp rahatsızlığının çeşitli türleri olduğunu söyleyen Tülüce, kalp damar hastalıklarının gelişiminde kolesterol yüksekliği ve hipertansiyona dikkat çekti.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><strong>TUNAY AFYON-ÖZEL HABER</strong> / Yoğun çalışma temposu, stresli şehir yaşamı ve ekonomik sıkıntılar kalp sağlığını tehdit ediyor. 2025 yılında açıklanan araştırma sonuçlarına göre 30-45 yaş arası kişilerde görülen kalp rahatsızlıklarında 2010’dan beri yüzde 50 oranında bir artış yaşandı. Peki kalp rahatsızlıklarına karşı nelere dikkat edilmeli? Hangi önlemler alınmalı? Kardiyolog Doç. Dr. <a href="https://www.egelihaber.com/haber/selcen-yakar-tuluce" target="_blank" title="Selcen Yakar Tülüce">Selcen Yakar Tülüce</a>, konuyla ilgili olarak Egeli Haber’e açıklamalarda bulundu. Kalp rahatsızlıklarının birden fazla türü olduğunu söyleyen Tülüce, “Kalp damar hastalıklarının gelişiminde <a href="https://www.egelihaber.com/haber/kolesterol" target="_blank" title="kolesterol">kolesterol</a> yüksekliği ve hipertansiyonun önemli bir payı vardır” dedi.</p>

<p><b>Nefes darlığı, çabuk yorulma ve çarpıntıya dikkat</b></p>

<p>Kardiyolog Doç. Dr. Tülüce, son dönemlerde artan ve ölümle sonuçlanan kalp rahatsızlıklarının birden çok türü olduğunu söyledi. “Kalp rahatsızlıkları başlığı altında kalp damar hastalıkları, ritim bozuklukları, kalp kapak hastalıkları, kalp yetersizliği ve kalp kası hastalıkları gibi farklı hastalıklar olsa da aslında bu hastalıkların çoğunda benzer belirtiler vardır” diyen Tülüce, kalp rahatsızlıklarının yol yürümekle veya efor sarf etmekle olan nefes darlığı, göğüs ağrısı, çabuk yorulma, çarpıntı daha az sıklıkla bayılır gibi olma veya bayılma gibi belirtiler gösterebileceğini belirtti.</p>

<p><b>Kolesterol yüksekliği ile kalp damar hastalığına Akdeniz diyeti önerisi</b></p>

<p>Kardiyolog Tülüce, kalp damar hastalıklarının gelişiminde kolesterol yüksekliği ve hipertansiyona dikkat çekti. Kolesterol yüksekliği ve hipertansiyonun (kan basıncının normal değerlerin üstünde seyretmesi) önemli bir payı olduğunu aktaran Tülüce, hipertansiyonun önlenmesi veya kontrol altına alınması için günde 5 gramın altında bir tuz tüketimi önerildiğini ifade etti. Tülüce, kan basıncı yüksekliği olan hastaların şalgam suyu, turşu, tuzlu kuruyemişler, içeriğinde sodyum oranı yüksek olan maden suyu gibi besinlerden uzak durmaları gerektiğini söyleyerek, “Evde yapılan tencere yemeklerine fazla tuz atılmaması, zeytin ve peynir gibi kahvaltılıkların bir gün önceden suda bekletilip yemeden önce suda tekrar yıkanarak tüketilmesi veya az tuzlu peynir, lor gibi seçeneklerin tercih edilmesi önerilir. Tuzlu ev yapımı salça kullanılan hanelerde yemek yapılırken ilave tuz kullanılmaması ve salata, cacık, ayran tüketilirken tuz atılmaması önerilir. Potasyumdan zengin yiyecekler tuzun içindeki temel elementlerden olan sodyumun etkisini azaltacağından muz, avokado, ıspanak ve/veya fasulye gibi besinlerin tüketilmesi bu hasta grubu için önerilir. Şekerli içeceklerden ve aşırı karbonhidrat tüketilmesinden uzak durularak kilo alınmaması da tansiyon değerlerinin kontrolünde önemlidir” diye konuştu. Kolesterol yüksekliği ile kalp damar hastalığında Akdeniz diyetinin faydalı olduğunun bilimsel olarak ispatlandığını ifade eden Tülüce, “Bu diyet sebze, meyve, tam tahıl ve sızma zeytin yağının her gün tüketildiği; bakliyat, kuruyemiş, balık ve deniz ürünlerinin haftanın üç günü tercih edildiği bir diyettir. Kırmızı et tüketiminin haftada bir günü geçmemesi önerilir. Orta miktarda doğal peynir ve yoğurt tüketimi önerilirken; şekerli içecekler, tatlılar veya tereyağı tüketimi ise neredeyse hiç önerilmez. Bu diyette ana yağ kaynağı zeytin yağı, omega-3 yağ asitleri gibi doymamış yağlardır. Akdeniz diyeti; kalp krizi, inme (felç) riskini, bazı kanser türlerinin gelişim riskini azaltır ve bağırsak florasını destekler. Diyette bulunan sağlıklı doymamış yağ asitleri de beyin sağlığını destekler ve iltihaplanmaya karşı da etkilidir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><b>“Kalp rahatsızlığı olanlar oruç tutmaktan kaçınmalı<i>”</i></b></p>

<p>İçinde bulunduğumuz Ramazan ayında kalp rahatsızlığı olan kişilere de tavsiyelerde bulunan Tülüce,  kalp rahatsızlığı olan hastaların Ramazan'dan önce hekimleri ile görüşerek tıbbi tavsiye almaları ve oruç tutabilecek olanların ilaç tedavilerinin zamanlaması ve doz ayarlamalarının hekimleri tarafından yapılması gerektiğini belirtti. Tülüce, “Son 3 ay içinde kalp krizi geçirmiş hastalar, son 3 ay içerisinde kalp damarına balon/stent uygulanmış olan hastalar Ramazan ayı boyunca oruç tutulması durumunda susuz kalınmasına bağlı takılan stentin içinde oluşabilecek pıhtılaşma riski nedeniyle oruç tutmaktan kaçınması gerektiğini vurgulayarak, “Kronik böbrek hastalığı ve koroner arter hastalığı, kontrolsüz <a href="https://www.egelihaber.com/haber/hipertansiyon" target="_blank" title="hipertansiyon">hipertansiyon</a>, ileri evre kalp yetersizliği, son 6 ayda kalp yetersizliği nedeniyle hastaneye yatış öyküsü olanlar, ciddi kapak hastalığı, akciğer basıncında ciddi artış olan hastaların oruç tutmaları önerilmez” ifadelerini kullandı. Kalp rahatsızlığı nedeniyle idrar söktürücü ilaç kullananlarda böbrek fonksiyonlarının bozulmaması için muhakkak doz ayarlamaları yapılması gerektiğini aktaran Tülüce, “Hekimleri tarafından oruç tutmalarında bir sakınca bulunmayan hastaların Ramazan ayının özellikle ilk başlarında mutlaka tansiyon takiplerini düzenli yapmaları ve tansiyonlarının düşük ya da yüksek seyretmesi durumunda hekimlerine tekrar başvurmaları önerilir. Metal protez kapağı veya aritmi nedeniyle warfmadin kullanan hastaların İNR tahlilleri sıklaştırılmalı ve diyet uyumuna dikkat edilmelidir. İftar sonrası aşırı yemek yenmemeli; ağır, çok tuzlu, aşırı karbonhidratlı beslenmeden kaçınılmalı; yeterli sıvı alınmalıdır. Kalp yetersizliği ve hipertansiyon hastaları meyan kökü tüketmemelidir. Egzersiz iftardan sonra veya sahurdan önce yapılmalı, gün içerisinde ağır fiziksel aktiviteden kaçınılmalıdır” diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/03/kardiyolog-tuluce-kolesterol-ve-tansiyon-kalbi-etkiliyor_69a7f6c978663_h.webp</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/kardiyolog-tuluce-kolesterol-ve-tansiyon-kalbi-etkiliyor/43846</link>
                <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Konak’ın hasta nakil hizmeti yüzleri güldürüyor</title>
                                    <description>Konak Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Hasta Nakil Ambulansı, iki yılda 2209 Konaklıya hizmet verdi. Kısıtlı imkanlar nedeniyle hastane randevularına gidemeyen Konaklıların yüzü, dayanışmanın gücüyle güldü.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Konak Belediyesi’nin ücretsiz sağlık hizmetleri arasında önemli bir yer tutan Hasta Nakil Ambulansı, kısıtlı imkanlar nedeniyle hastane randevularına gidemeyenlerin yardımına koşuyor. Deneyimli personel ve tam teçhizatlı aracıyla Konaklıların yanında olan Konak Hasta Nakil Ambulansı hizmetinden son iki yılda yararlanan Konaklı sayısı 2209’a ulaştı. Sağlık İşleri Müdürlüğüne bağlı hizmet kapsamında, hastane randevusu olan ve çeşitli nedenlerle ulaşımda güçlük yaşayan hastalar, evlerinden alınarak hastaneye götürülüyor; hastanedeki işlemlerinin tamamlanmasının ardından yine ambulansla evlerine bırakılıyor. Hasta ve hasta yakınlarının oldukça memnun kaldığı güvenli ve planlı ulaşım desteği için başvurular 444 35 66 numaralı hat üzerinden kolaylıkla yapılabiliyor.</p>

<p><b>“Hastalıkta da sağlıkta da beraberiz”</b></p>

<p>Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, her zaman Konaklı komşularının yanlarında yer aldıklarını vurgulayarak, “Konak’ta kimsenin kendisini yalnız hissetmemesi için çıktığımız yolda, zor zamanlarında da hep komşularımızın yanında olacağımızı söylemiştik. İhtiyaç duyulan her an, var gücümüzle onların yanında olmaya devam ediyoruz. Hasta Nakil Ambulansımız da bu anlayışın bir ürünü. Hastalıkta da sağlıkta da beraberiz, Konaklı komşularımızın her zaman yanındayız” ifadelerini kullandı.</p>

<p><b>“İyi ki varsınız”</b></p>

<p>Hizmetten faydalanan 88 yaşındaki Erel Şarman, “Bir İzmirli olarak Konak Belediyesi’ne ve Başkan Nilüfer Çınarlı Mutlu’ya teşekkür borçluyum. Çok güzel, takdir edilecek hizmetleri var. Evime gelip beni elleriyle ambulansa bindirdiler ve hastaneye taşıdılar. Çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız” diyerek memnuniyetini dile getirdi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/02/konakin-hasta-nakil-hizmeti-yuzleri-gulduruyor_699ff3ab24335.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/konakin-hasta-nakil-hizmeti-yuzleri-gulduruyor/43759</link>
                <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 10:14:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sütün Fazla, Bebeğin Huzursuz mu?</title>
                                    <description>Süt üretiminin, bebeğin gereksiniminin belirgin şekilde üzerinde kalması durumu olan hiperlaktasyon, doğru yönetilmediğinde hem anne hem de bebek açısından çeşitli sorunlara yol açabilir. Medicana Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Özge Yendur, hiperlaktasyonun çoğu zaman “süt bolluğu” olarak yorumlandığını, ancak kontrol edilmediğinde emzirme sürecini zorlaştırabileceğini belirtti.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Anne sütü, bebek beslenmesinde altın standart olarak kabul edilir. Ancak fizyolojik sistemlerde esas olan dengeye dikkat edilmelidir. Doğum sonrası ilk haftalarda artan süt üretimi genellikle bebeğin ihtiyacına göre ayarlanır. Bazı annelerde ise süt üretimi, bebeğin gereksiniminin belirgin şekilde üzerinde kalabilir.</p>

<p>Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Özge Yendur, “Anne sütü fazlalığı ilk bakışta avantaj gibi algılansa da fizyolojide denge esastır. Bebeğin ihtiyacının üzerinde üretim olduğunda annede ağrı, sızıntı ve tıkanıklık gibi problemler ortaya çıkabilir. Bebek ise hızlı akıma bağlı olarak huzursuz emebilir. Uygun teknikler ve doğru takip ile çoğu vakada ilaç gerekmeksizin denge yeniden sağlanabilir” dedi.</p>

<p><strong>Geçici dolgunluk ile hiperlaktasyon aynı değil</strong></p>

<p>Doğumdan sonraki ilk günlerde görülen meme dolgunluğu ve gerginliğin (engorjman) genellikle 1–2 hafta içinde azaldığını belirten Uzm. Dr. Yendur, “Hiperlaktasyon ise daha kalıcıdır ve çoğu zaman aşırı süt akımı (hiper-ejeksiyon refleksi) ile birlikte görülür. Bu tablo yalnızca fazla süt üretimi değil, aynı zamanda hızlı ve basınçlı akım ile karakterizedir” diye konuştu.</p>

<p>Uzm. Dr. Yendur, bu ayrımın önemine dikkat çekerek, “Her dolgunluk hiperlaktasyon değildir. Ancak dolgunluk, yoğun sızıntı ve sürekli tıkanıklık eğilimi uzun süre devam ediyorsa değerlendirme gerekir. Amaç emzirmeyi kesmek değil, üretimi bebeğin ihtiyacına yaklaştırmaktır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>En sık neden, farkında olmadan aşırı uyarı</strong></p>

<p>Hiperlaktasyonun en sık nedenlerinden birinin istemeden yapılan aşırı uyarı olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Yendur, sözlerine şöyle devam etti: “Gereksiz pompa kullanımı, her dolgunlukta memeyi tamamen boşaltma çabası veya yanlış yönlendirmeler süt üretimini artırabilir. Bazı annelerde ise bireysel ya da genetik yatkınlık söz konusu olabilir. Süt üreten doku kapasitesinin fazla olması ya da süt yapım yanıtının güçlü çalışması da bu tabloya neden olabilir. Öte yandan toplumda ‘Prolaktin yüksekse süt fazladır’ algısı yaygındır. Oysa süt üretimi yalnızca tek bir hormonla açıklanamaz. Her hiperlaktasyon vakasında rutin hormon testi yapmak yerine, eşlik eden klinik bulgular varsa hekim kontrolünde değerlendirme yapmak daha doğru bir yaklaşımdır.”</p>

<p><strong>Anne ve bebekte görülen belirtiler</strong></p>

<p>Hiperlaktasyonun hem annede hem de bebekte kendini gösterebildiğini söyleyen Uzm. Dr. Yendur, “Annede genellikle memede dolgunluk, baskı hissi, yoğun sızıntı ve sık tıkanıklık eğilimi görülür. Tekrarlayan tıkanıklıklar bazı durumlarda mastit riskini artırabilir. Ağrı, kızarıklık ve ateş gibi belirtiler ortaya çıktığında tıbbi değerlendirme önem taşır. Bebekte ise hızlı süt akımına bağlı olarak memede huzursuz emme, öksürme, memeyi bırakma, gaz artışı ve yeşil-köpüklü dışkı görülebilir” diye konuştu.</p>

<p>Uzm. Dr. Yendur, bu tabloya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: “Hızlı akım sırasında bebek daha fazla hava yutabilir ve memeyi tam boşaltamadan bırakabilir. Bu durumda daha çok ön süt alınması laktoz yükünü artırarak gaz, karın gurultusu ve dışkı değişikliklerine yol açabilir. Bu tablo bazen reflü veya alerji ile karıştırılabildiği için klinik değerlendirme önemlidir.”</p>

<p><strong>Emzirmeyi bırakmak değil, akışı yönetmek gerekir</strong></p>

<p>Uzm. Dr. Yendur, hiperlaktasyon yönetiminde temel yaklaşımın emzirmeyi sonlandırmak değil, akışı kontrol altına almak ve üretimi dengeli hâle getirmek olması gerektiğini ifade etti. “Geriye yaslanarak emzirme pozisyonu süt akımını yavaşlatabilir. Meme çok gerginse emzirmeden önce kısa süreli el sağımı ile basıncın azaltılması fayda sağlayabilir” diyen Uzm. Dr. Yendur, özellikle pompa kullanımına dikkat çekerek, “Sık ve uzun süreli pompa kullanımı vücudu daha fazla üretmeye koşullandırabilir. Her dolgunluk hissinde memeyi tamamen boşaltmaya çalışmak üretimi artırabilir. Bu nedenle pompa kullanımı planlı ve kontrollü olmalıdır” diye konuştu.</p>

<p>Uzm. Dr. Yendur, sözlerini şöyle tamamladı: “Birinci basamak yöntemlerden biri olan blok emzirme, belirli saat aralıklarında aynı memeden emzirip diğer memeyi yalnızca konfor için minimal düzeyde boşaltmayı içerir. Bu yöntem, üretimin zaman içinde bebeğin ihtiyacına uyum sağlamasına yardımcı olabilir. Blok emzirme ve benzeri uygulamalar mutlaka çocuk hekimi ile birlikte yakın takipte yapılmalıdır. Her annenin fizyolojisi farklıdır. Doğru teknik ve düzenli izlemle çoğu annede üretim güvenli şekilde dengelenebilir. Emzirme sürecinde yaşanan sorunların çoğu doğru destekle yönetilebilir. Hiperlaktasyonda temel hedef, anne konforunu korurken bebeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesini sağlamaktır.”</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/02/sutun-fazla-bebegin-huzursuz-mu_699ff1cc3adec.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/sutun-fazla-bebegin-huzursuz-mu/43755</link>
                <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 10:04:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>İzmir’de diyabetle mücadelede yeni adım: Farkındalık Merkezi açıldı</title>
                                    <description>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Karşıyaka Girne Bulvarı üzerinde faaliyete geçen Diyabet Farkındalık Merkezi, diyabet öncesi dönemi de kapsayan danışmanlık, yönlendirme ve eğitim hizmetlerini sunuyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi, mülkiyeti kendisine ait olan ve uzun süredir atıl durumda bulunan Karşıyaka Girne Bulvarı üzerindeki üç daireyi sağlık merkezine dönüştürdü. Aynı yapı içinde yer alan Diyabet Farkındalık Merkezi çalışmalarına başlarken, Otizm Etkinlik Merkezi ve Psikolojik Destek Birimi de kısa süre içinde faaliyete geçecek. Diyabet Farkındalık Merkezi hem diyabet hastalarına hem de diyabet öncesi risk grubundaki bireylere yönelik hizmet veriyor. Diyabet Farkındalık Merkezi’nde şeker ve tansiyon ölçümleri yapılarak kişiye uygun bir program hazırlanıp yönlendirmeler yapılıyor, diyabetle ilgili eğitim ve danışmanlık hizmetleri veriliyor.</p>

<p><strong>Yönlendirmeler de yapılıyor</strong></p>

<p>Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Sağlıklı Yaşam Şube Müdürü Ferhat Yıldız, “Merkezde bulunan hemşiremiz, diyabete karşı eğitimler verip obezite gibi risk faktörlerini değerlendirerek danışmanlık yapıyor. Şeker ve tansiyon ölçümü ile yara bakımını da kapsayan ilk değerlendirmeden sonra kişinin ihtiyaçlarına göre bütüncül bakış açısıyla yönlendirmelerde bulunuyoruz. Beslenme programına ihtiyaç varsa kişiyi, merkezimizde bulunan diyetisyenimize, fiziksel aktivite ihtiyacı varsa Küçük Çiğli’deki İZSEM’e, diyabete bağlı komplikasyonlar geliştiyse de Eşrefpaşa Hastanemize yönlendiriyoruz. Burada ayrıca diyabete ilişkin farkındalık oluşturmak için eğitimler de yürüteceğiz. Yurttaşlar yüz yüze, 153 Hemşehri İletişim Merkezi üzerinden ya da 0232 294 24 21 numaralı telefonu arayarak merkezimize ulaşabilir” dedi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/02/izmirde-diyabetle-mucadelede-yeni-adim-farkindalik-merkezi-acildi_699d454d494fa.jpg</image>
                                <category>Güncel,Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/izmirde-diyabetle-mucadelede-yeni-adim-farkindalik-merkezi-acildi/43716</link>
                <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>LÖSEV Ramazan’da da Çalışmalarını Sürdürüyor</title>
                                    <description>Kurulduğu 1998 yılından beri Lösemi hastalığı ile mücadele eden LÖSEV, çalışmalarına Ramazan ayında da devam ediyor.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Bugüne kadar lösemili çocuklar için sayısız çalışma yapan <a href="https://www.egelihaber.com/haber/losev" target="_blank" title="LÖSEV">LÖSEV</a>, çalışmalarını Ramazan ayında da sürdürüyor.</p>

<p><b>“Ramazan Bağışlarınızla Önce Çocuklar İyileşsin” vurgusu</b></p>

<p>Vatandaşlar tarafından gelen bağışlarla sayısız hastaya umut olan LÖSEV, Ramazan ayında çocuklar için <a href="https://www.egelihaber.com/haber/bagis" target="_blank" title="bağış">bağış</a> çağrısında bulundu. Lösemiyle mücadelenin öncü kuruluşu olan LÖSEV, “Ramazan Bağışlarınızla Önce Çocuklar İyileşsin” mottosu ile yaptığı çağrıda şu ifadelere yer verdi:  "LÖSEV, 'Yoksul bir aileyi doyurmak, hasta bir çocuğu iyileştirmek, gözü yaşlı bir anneyi güldürmek ibadetlerin en güzelidir' inancıyla, bu yıl da yüz binlerce ailenin umudu olacak."</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/02/losev-ramazanda-da-calismalarini-surduruyor_699c3c7cbfc56_h.webp</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/losev-ramazanda-da-calismalarini-surduruyor/43712</link>
                <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 14:36:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Engel tanımayan sağlık seferberliği</title>
                                    <description>İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sağır ve işitme engelli kadınlara yönelik başlattığı “Kadın Sağlığı Atölyeleri” Türkiye’ye yayıldı. Balıkesir’de düzenlenen buluşmada kadınlar kendi dillerinde bilgiye ulaştı, dayanışmayla güçlendi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü’nün sağır ve işitme engelli kadınlara yönelik olarak başlattığı “Yaratıcı Drama Yöntemi ile Kadın Sağlığı Atölyeleri” İzmir’in ardından ülke geneline yayıldı. Türkiye Sağırlar Milli Federasyonu ve Türkiye Aile Planlaması Vakfı iş birliğiyle yürütülen projede tüm sağır ve işitme engelli kadınlara ulaşmayı hedefleyen İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü uzmanları Hatay, Batman ve Gaziantep’in ardından Balıkesir’de de bir atölye düzenledi.<br />
<br />
<strong>Paylaşarak güçleniyorlar</strong><br />
Salih Tozan Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen atölyede, İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü’nde görevli yaratıcı drama ve kadın sağlığı eğitmeni Emel Pektezel yaratıcı drama yöntemiyle eğitimi yürütürken, Melek Uslular süreci Türk İşaret Diline çevirerek katılımcıların içeriğe doğrudan erişimini sağladı. Tüm gün süren atölye çalışmalarına katılan kadınlara toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde kendi bedenini tanıma, cinsel sağlık, üreme sağlığı, gebeliği koruyucu ve önleyici yöntemler, güvenli annelik, temizlik, beslenme ve menopoz başlıklarında eğitim verildi. Türkiye’de kendi alanında öncü bir uygulama niteliği taşıyan bu atölyelerde sağır ve işitme engelli kadınlar, kendi dilinde bilgiye ulaşma fırsatı bulurken aynı zamanda deneyim paylaşımı, dayanışma ve güçlenme ortamı da yaşıyor.<br />
<br />
Proje, 2025 yılında Tülay Aktaş Gönüllü Kuruluşlar Birliği Karşılıksız Hizmet Ödülleri’nde birinciliğe layık görülmüştü.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/02/engel-tanimayan-saglik-seferberligi_698ecabd15618.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/engel-tanimayan-saglik-seferberligi/43598</link>
                <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Konak’ta rahim ağzı kanserine karşı bilimsel farkındalık</title>
                                    <description>Konak Belediyesi ve Medicana International İzmir Hastanesi işbirliğiyle Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı’na özel bir çalışmaya imza atıldı. Konak’ta 3 farklı noktada kadınlara ulaşan projeyle HPV aşısının önemine ve düzenli PAP smear testi yaptırmanın faydalarına dikkat çekildi. Projede rahim ağzı kanserine ilişkin tüm bilgiler, çalışmalarıyla aşının gelişimine ve hastalığın teşhisine katkı koyan bilim insanlarının temsili görselleriyle aktarıldı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify; margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:16.8667px"><span style="font-family:Calibri, &quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14pt"><span style="line-height:21.4667px">Rahim ağzı kanserine yönelik farkındalık oluşturmak ve bu hastalığa karşı mücadelenin yollarını anlatmak adına Konak Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü ve Medicana International İzmir Hastanesi iş birliğinde kapsamlı bir farkındalık çalışması gerçekleştirildi. ‘Bugün Önlenebiliyorsa Bilim Sayesinde’ başlığıyla rahim ağzı kanserine dikkat çekmek amacıyla Konak Belediyesi’nin Güzelyalı Nazım Hikmet Kültür Merkezi, Beştepeler Sosyal Tesisleri ve Toros Sosyal Tesisi’nde farkındalık alanları oluşturuldu. Sergide; rahim ağzı kanserinin erken teşhis edilerek önlem alınmasını sağlayan PAP smear testini geliştiren Mary Elizabeth H. Papanicolaou ve George Papanicolaou; araştırmalarıyla HPV-kanser ilişkisini ortaya çıkaran Nobel Ödüllü Harald zur Hausen; HPV aşısının geliştirilmesine katkı sunan Ian Frazer, Jian Zhou ve Alexander Meisels isimli bilim insanlarının temsili görselleriyle hastalığa karşı mesaj verildi. Rahim ağzı kanserine karşı oluşturulan farkındalık sergisine merkezlerdeki hizmetlerden faydalanan kadınlar büyük ilgi gösterdi.</p>

<p style="text-align:justify; margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:16.8667px"><span style="font-family:Calibri, &quot;sans-serif&quot;"><b><span style="font-size:14pt"><span style="line-height:21.4667px">Rahim ağzı kanseri nedir ve nasıl korunulur?</b></p>

<p style="text-align:justify; margin-bottom:13px"><span style="font-size:11pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:16.8667px"><span style="font-family:Calibri, &quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14pt"><span style="line-height:21.4667px">Rahim ağzı kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olup büyük oranda Human Papilloma Virüs (HPV) enfeksiyonu ile ilişkilidir. Çoğu zaman erken evrede belirti vermeden ilerleyebilen hastalık, düzenli tarama programları ve koruyucu önlemler sayesinde önlenebilir ya da erken dönemde tespit edilerek başarılı şekilde tedavi edilebilir. Erken yaşta cinsel aktivite, birden fazla partner, sigara kullanımı ve bağışıklık sisteminin zayıf olması risk faktörleri arasında yer alırken, HPV aşısı hastalığa karşı en etkili korunma yöntemlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. PAP smear testi ise rahim ağzı kanserinin erken tanısında kullanılan basit ve ağrısız bir tarama yöntemidir. Rahim ağzından alınan hücre örneklerinin laboratuvar ortamında incelenmesi esasına dayanır. Bu test sayesinde kanser öncüsü hücresel değişiklikler henüz kansere dönüşmeden tespit edilebilir ve gerekli tedavi süreci erken dönemde başlatılabilir. Uzmanlar, belirli yaş aralığındaki kadınların düzenli aralıklarla PAP smear testi yaptırmasının hayati önem taşıdığını vurgulamaktadır.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/02/konakta-rahim-agzi-kanserine-karsi-bilimsel-farkindalik_698d84761be49.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/konakta-rahim-agzi-kanserine-karsi-bilimsel-farkindalik/43582</link>
                <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 10:41:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sigarayı bırakmak isteyenlere Eşrefpaşa’dan sağlık desteği</title>
                                    <description>İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi, Sigara Bırakma Polikliniğini hizmete açtı. Haftada bir gün hizmet verecek olan poliklinikte, sigarayı bırakmak isteyen hastalar için hem tıbbi hem de psikolojik destek içeren tedavi programları planlanıyor. 9 Şubat Dünya Sigara Bırakma Günü dolayısıyla değerlendirmede bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Ebru Güneş, “Sigarayı bırakmaya kararlı olan ve destek tedavi almak isteyen tüm hastaları Eşrefpaşa Hastanesi Sigara Bırakma Polikliniğine bekliyoruz” dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünyada 1,3 milyar kişi tütün ürünü kullanıyor. Her yıl 8 milyondan fazla insan, tütün ürünlerine bağlı hastalıklar nedeniyle yaşamını yitiriyor. Tütün ürünleri; kanser, kalp ve damar hastalıkları ile KOAH başta olmak üzere birçok önlenebilir hastalığın ve erken ölümün en önemli nedenleri arasında yer alıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi, sigarayı bırakmak isteyen yurttaşlara destek olmak amacıyla Sigara Bırakma Polikliniği’ni hizmete aldı. Poliklinik, her perşembe günü tıbbi ve psikolojik destek içeren tedavilerle hizmet veriyor. Hem poliklinikte sunulan hizmetlere hem de 9 Şubat Dünya Sigara Bırakma Günü’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Ebru Güneş, sigaraya hiç başlanmamasının büyük önem taşıdığını, sigarayı bırakmanın ise birçok hastalığın önlenmesine katkı sağladığını vurguladı.</p>

<p><strong>Nefeste karbonmonoksit ölçümleri ve muayeneler yapılıyor</strong></p>

<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Ebru Güneş, hastane bünyesinde hizmete açılan Sigara Bırakma Polikliniğindeki çalışmalara ilişkin şunları söyledi:</p>

<p>“Sigarayı bırakma konusunda kararlı olan ve destek almak isteyen hastaları öncelikle değerlendiriyoruz. Sigara bağımlılık düzeyini belirlemek amacıyla hastalarımıza bir form doldurtuyoruz. Ardından nefeste karbon monoksit ölçümleri yapıyoruz ve genel bir muayeneden geçiriyoruz. Bu muayenelerde, akciğerlerde ya da diğer sistem organlarında sigaraya bağlı bir etkilenme olup olmadığını, ayrıca uygulanacak tedavilere engel bir durum bulunup bulunmadığını değerlendiriyoruz. Muayenelerin ardından hastaları belirli aralıklarla kontrole çağırıyoruz. Sigara bırakma süreci uzun ve bazı hastalar için zorlayıcı olabiliyor. Bu süreçte ortaya çıkabilecek sorunları hastalarımızla birlikte ele alıyor ve çözüm üretmeye çalışıyoruz. Gerektiğinde psikolog ve psikiyatri uzmanlarından destek alıyoruz. Psikolojik destek, sigara bırakma sürecinin en önemli unsurlarından biri.</p>

<p><strong>Sigarayı bırakmak, pek çok hastalığı önlüyor</strong></p>

<p>9 Şubat Dünya Sigara Bırakma Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Güneş, “Sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle dünyada her yıl milyonlarca insan hayatını kaybediyor. Kronik akciğer hastalıkları ve akciğer kanseri gibi ciddi rahatsızlıklara yol açmasının yanı sıra, kalp hastalıkları, yüksek tansiyon ve birçok kanser türüne yakalanma riskini artırdığı artık biliniyor. En doğrusu sigaraya hiç başlanmaması; ancak başladıktan sonra bırakılması da pek çok hastalığın önlenmesi açısından son derece önemli” dedi.</p>

<p>Eşrefpaşa Hastanesi Sigara Bırakma Polikliniğine başvurmak isteyen yurttaşlar, <strong>0232 293 85 03</strong> numaralı telefon üzerinden randevu oluşturabiliyor.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/02/sigarayi-birakmak-isteyenlere-esrefpasadan-saglik-destegi_698985e0a6404.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/sigarayi-birakmak-isteyenlere-esrefpasadan-saglik-destegi/43520</link>
                <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 09:53:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>“İşte Alzheimer’ın asıl kritik eşiği&quot;</title>
                                    <description>Kare Fuarcılık organizasyonuyla İzmir’de kapılarını açan PAL EXPOCARE Yaşlı Bakım ve Sağlıklı Yaş Alma Fuarı, Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nde başladı. Yedi şubata kadar ziyaret edilebilecek olan fuarda, yaşlılık dönemine dair en büyük toplumsal korkulardan biri olan &quot;Alzheimer&quot; masaya yatırıldı. Fuar kapsamında düzenlenen PAN Geriatrics Sempozyumu’nda; Fuar ve Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı ve Türkiye Alzheimer Derneği (TAD) İzmir Şubesi Başkanı Prof. Dr. Sevnaz Şahin, &quot;Her unutkanlık Alzheimer mı?&quot; başlıklı sunumuyla unutkanlığın sınırlarını ve beyin sağlığını korumanın yollarını anlattı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start; margin-bottom:11px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:18.4px"><span style="font-family:Aptos, sans-serif"><b>Dalgınlığı Hastalıkla Karıştırmayın</b></p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:11px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:18.4px"><span style="font-family:Aptos, sans-serif">Prof. Dr. Şahin, polikliniklere başvuran pek çok hastanın "Eyvah, Alzheimer oluyorum!" endişesi taşıdığını belirterek, normal yaşlanma ile hastalık arasındaki farkı şu sözlerle özetledi:</p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:11px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:18.4px"><span style="font-family:Aptos, sans-serif">“Farkındalığımızı artırmamız, bilgimizi artırmamız; onun için burada olmak çok önemli. Alzheimer tabii önceden yoktu çünkü bu kadar yaşamıyorduk; artık uzun yaşayınca Alzheimer oluyoruz. Bakın, yaşlı nüfus oranı yüzde on virgül altı. Ne kadar yüksek! Yani on kişiden biri. İzmir'de daha da fazla. Alzheimer'dan korkuyoruz. Alzheimer'ın en önemli bulgusu unutkanlık biliyorsunuz. Peki, her yaşlı unutur mu? Hayır, her yaşlı unutmuyor. Sadece yaşlılarda değil, çok yoğun çalışan gençlerde de kafa çok yoğun olduğunda bazı şeyleri unutuyoruz. Ona bakarsanız çocuklar da unutuyor; ama onlara 'Alzheimer mı oldu?' demiyoruz. Ama bir yaşlı unutuyorsa eyvah eyvah! Eyvahlanmayın.”</p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:11px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:18.4px"><span style="font-family:Aptos, sans-serif"><b>Hasta Kişi Unuttuğunu da Unutuyor</b></p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:11px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:18.4px"><span style="font-family:Aptos, sans-serif">Basit unutkanlıkların ipuçlarıyla hatırlanabildiğini ve günlük hayatı bozmadığını ifade eden Şahin, asıl kritik eşiği şu cümlelerle açıkladı:</p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:11px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:18.4px"><span style="font-family:Aptos, sans-serif">“Basit unutkanlık diye bir şey var; bazı şeyleri ipuçlarıyla hatırlıyorsak hiçbir önemi yok. Hastalık düzeyinde unutkanlık olduğunda kişi unuttuğunu da unutuyor. Genelde hastalar şunu söylüyorlar: 'Yo, benim hiçbir şeyim yok ki. Siz bakmayın kızıma hocam ya, unutuyor o kadar olur, kocam da unutuyor.' Ama bir diğeri de şunu söylüyor: 'Hocam, ben galiba böyle bir şeyleri unutuyorum, biraz canım sıkıldı.' Yani birisi farkında unutkanlığının, diğeri hiç değil. Eğer kişi unuttuğunun farkında değilse bu önemli. Öz bakımı kötüleştiyse; kişi artık daha az saçını tarıyor, daha az banyoya giriyor, eskisi gibi dişlerini fırçalamıyorsa ve bunu unutuyorsa bunlar önemlidir.” </p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:11px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:18.4px"><span style="font-family:Aptos, sans-serif"><b>Tedavi Edilebilir Unutkanlık Sebeplerine Önce Bakıyoruz</b></p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:11px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:18.4px"><span style="font-family:Aptos, sans-serif">Şahin; her unutkanlığın demans anlamına gelmediğini; guatr, depresyon, uyku bozukluğu, B12 eksikliği veya kansızlığın da unutkanlık yapabildiğini belirtti:</p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:11px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:18.4px"><span style="font-family:Aptos, sans-serif">“Bunlar demans demek değildir. Bunlar tedavi edilebilir unutkanlık sebepleridir. Biz hekimler önce bunlara bakarız. Demans, Alzheimer, bunama hep birbiri yerine kullanılıyor ama demans demek 'dementia' yani zihnin gitmesi demektir. Hastalığın adı Alzheimer, ortaya çıkan durum demans. Bir çatı gibi düşünün; çatıda demans var, odalarda da hastalıklar var ve en önemlisi Alzheimer hastalığıdır.”</p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:11px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:18.4px"><span style="font-family:Aptos, sans-serif"><b>Genetik Alzheimer Yüzde Beş İla Yedi Arasında</b></p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:11px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:18.4px"><span style="font-family:Aptos, sans-serif">Beyinde biriken "çöplerin" sinir hücrelerini öldürerek beynin küçülmesine neden olduğunu aktaran Şahin, risk faktörlerine dair çarpıcı veriler paylaştı:</p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:11px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:18.4px"><span style="font-family:Aptos, sans-serif">“Kesin olan risk faktörü yüz yaştır. Onun dışında eğitim düzeyi yüksekse Alzheimer az, eğitim düzeyi düşükse Alzheimer fazladır. Kadınlarda daha çok görülüyor çünkü kadınlar erkeklere göre daha uzun yaşıyorlar. Ailenizde ileri yaşta Alzheimer çıktıysa bu genetik geçiş demek değildir. Ailenizde kırklı yaşlarda Alzheimer varsa genetik riski var ama şu var ki; yüzde beş ila yüzde yedi oranında genetik geçiş vardır, diğerleri genetik değildir.”</p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:11px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:18.4px"><span style="font-family:Aptos, sans-serif"><b>Tamamen Ortadan Kaldıran Bir Tedavi Henüz Yok</b></p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:11px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:18.4px"><span style="font-family:Aptos, sans-serif">Tedavide şikayetleri azaltan ilaçlar ve bantlar kullanıldığını ancak kesin çözümün henüz bulunmadığını belirten Şahin, “Umut var mı? Umudumuz var, tamamen tedavi edecek ilaçlar çıkacak ama o gün bugün değil maalesef,” dedi.</p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:11px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:18.4px"><span style="font-family:Aptos, sans-serif"><b>Demans Yüzde Kırk Beş Oranında Engellenebilir</b></p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:11px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:18.4px"><span style="font-family:Aptos, sans-serif">Korunma yollarını yaş gruplarına göre ayıran Prof. Dr. Şahin, İzmirlilere şu tavsiyeleri verdi:</p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:11px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:18.4px"><span style="font-family:Aptos, sans-serif">“Demans yüzde kırk beş oranında engellenebilir. Korunmak için; küçük yaşlarda yüksek eğitim, orta yaşlarda kolesterolü düşürmek, işitme kaybını azaltmak, depresyonu tedavi etmek, egzersiz yapmak ve diyabet/tansiyon kontrolü önemlidir. Altmış beş yaşından sonra ise sosyal izolasyondan kaçınmak, hava kirliliğinden korunmak ve görme kaybını tedavi ettirmek riski azaltır. Yeni şeyler öğrenmek, halk dansları, koroya katılmak ve tazelenme üniversitelerine devam etmek zihni korur. Ayrıca her salı Tarihi Asansör binasının orada bulunan Alzheimer Derneği ziyaret edilebilir.”</p>

<p style="text-align:start; margin-bottom:11px"><span style="font-size:12pt"><span style="color:#222222"><span style="font-style:normal"><span style="font-variant-ligatures:normal"><span style="font-weight:400"><span style="white-space:normal"><span style="background-color:#ffffff"><span style="text-decoration-thickness:initial"><span style="text-decoration-style:initial"><span style="text-decoration-color:initial"><span style="line-height:18.4px"><span style="font-family:Aptos, sans-serif">Kare Fuarcılık tarafından düzenlenen bu önemli buluşma, yedi şubat tarihine kadar İzmir Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nde ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/02/iste-alzheimerin-asil-kritik-esigi_698592c067a92.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/iste-alzheimerin-asil-kritik-esigi/43497</link>
                <pubDate>Fri, 06 Feb 2026 10:02:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanseri Yendi, Umudu Yüzlere Taşıdı</title>
                                    <description>Medicana International İzmir Hastanesi, 4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde hastalara moral olmak ve kansere karşı farkındalığın artmasını sağlamak amacıyla “Kanserle Mücadele Duyguları Tanımakla Başlar” başlıklı etkinlik düzenledi. 2023 yılında meme kanseri teşhisi almış ve bu süreçte en büyük motivasyonu makyaj yaparak bulan makyaj sanatçısı Deniz Aksu, hem kendi yaşadıklarını anlattı hem de kansere karşı mücadele veren hastalara moral aşıladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p><strong>4 Şubat Dünya Kanser Günü</strong>; kanserle mücadelede farkındalık oluşturmak, önlenebilir risklere dikkat çekmek ve erken tanının hayat kurtarıcı rolünü vurgulamak amacıyla her yıl tüm dünyada anılıyor. Medicana Sağlık Grubu da bu özel gün kapsamında, kanserle mücadeleye dikkat çekmek ve hastalara moral vermek amacıyla çeşitli etkinlikler düzenliyor.</p>

<p>Bu kapsamda, hikâyesiyle kanser hastalarına güç veren ve kansere karşı mücadelesinde en büyük motivasyonu makyaj yapmakta bulan makyaj sanatçısı <strong>Deniz Aksu</strong>, Medicana International İzmir Hastanesi’nde tedavi gören onkoloji hastalarıyla bir araya geldi. <strong>“Kanserle Mücadele Duyguları Tanımakla Başlar”</strong> başlığıyla gerçekleştirilen etkinlikte, yüz taşı ve glitter uygulamaları yapıldı. Kadınlar yüzlerine ve ellerine aynı uygulamaları yaptırarak, <strong>“Kansere karşı yanınızdayız”</strong> mesajı verdi.</p>

<p>Etkinlik, kemoterapi süreci devam eden hastaların da katılımıyla gerçekleşirken, katılımcılardan tam not aldı. Deniz Aksu’nun kanserle mücadelesine dair hikâyesini dinleyen hastalar, bu buluşmanın kendilerine moral verdiğini ve mücadeleye dair umutlarını tazelediğini ifade etti.</p>

<h3>“Tek göğüsle yaşamak beni çok etkiledi”</h3>

<p>2023 yılında meme kanseri teşhisi konulan 26 yaşındaki Deniz Aksu, etkinlik öncesinde yaşadığı süreci paylaştı. Teşhisin ardından yaklaşık 5 ay kemoterapi aldığını belirten Aksu, sonrasında her iki göğsünün alınarak protez yerleştirildiğini söyledi. Tedavi sürecinde yaşadığı zorluklara değinen Aksu, şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>“Aldığım tedaviler nedeniyle dikişlerim tam iyileşemedi. Radyoterapi süreci başlayınca iyileşme daha da zorlaştı ve bir ameliyat daha geçirdim. Bu süreçte bir göğsümdeki protez çıkarıldı ve uzun süre tek göğüsle yaşamak zorunda kaldım. Beni en çok etkileyen dönem buydu. Daha sonra yeniden protez takıldı. Şu anda rutin kontrollerim devam ediyor ve çok daha iyi bir süreçteyim.”</p>
</blockquote>

<h3>“Kendimi dinlemeyi öğrendim”</h3>

<p>Hastalığından önce yoğun ve stresli bir çalışma temposu içinde olduğunu dile getiren Deniz Aksu, kanser sürecinin hayatına farklı bir bakış kazandırdığını belirtti. Özel bir firmada genel koordinatör olarak çalıştığını, teşhis sonrası işinden ayrılmak zorunda kaldığını anlatan Aksu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<blockquote>
<p>“Bu süreç bana kendimi dinlemeyi, ne istediğimi sormayı öğretti. Makyaja olan ilgim eskiden beri vardı. Sevdiğim işi yapmak istedim, bunun için eğitim aldım ve tedavilerimin ardından profesyonel olarak sektöre adım attım. Kemoterapi ve radyoterapi sürecinde makyaj yapmak motivasyonumu kaybetmememi sağladı. Bana hep moral oldu.</p>
</blockquote>

<blockquote>
<p>Bugün burada kanser hastalarıyla bir araya gelmek beni kendi mücadele günlerime götürdü. Saçlarımın ve kirpiklerimin olmadığı zamanları hatırladım. Ama o günlerde bile yaptığım iş bana umut olmuştu. Umarım bugün gerçekleştirdiğimiz bu etkinlik de hastalara iyi gelir ve sürece daha pozitif bakmalarına katkı sağlar.”</p>
</blockquote>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/02/kanseri-yendi-umudu-yuzlere-tasidi_6982f4025a76a.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/kanseri-yendi-umudu-yuzlere-tasidi/43458</link>
                <pubDate>Wed, 04 Feb 2026 10:20:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Gaziemir Belediye Meclisinden DMD Hastası Giray’a Yardım Çağrısı</title>
                                    <description>Gaziemir Belediye Meclis üyeleri, DMD kas hastası Giray Aslan için başlatılan bağış kampanyasına destek olmak için Şubat ayı meclis huzur haklarını bağışladı; Giray’ın fotoğrafının yer aldığı tişörtlerle meclise katılarak farkındalık oluşturdu. Belediye Başkanı Ünal Işık, &quot;Tüm yurttaşlarımızı Giray’ın umudunu büyütmeye ve bağışlarıyla destek olmaya davet ediyorum” çağrısında bulundu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziemir Belediyesi Meclis üyeleri, Şubat ayı meclis toplantısında DMD kas hastası Giray Aslan'ın tedavi sürecine destek olmak ve toplumda farkındalığı artırmak amacıyla dikkat çeken bir çalışma yaptı. Giray’ın fotoğrafının basılı olduğu tişörtleri giyerek meclis toplantısına katılan Cumhuriyet Halk Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi meclis üyeleri, DMD kas hastası Giray için başlatılan bağış kampanyasına katkı sağlamak için Şubat ayı meclis huzur haklarını bağışladı.<br />
Meclis toplantısını yöneten Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, Giray ve ailesinin yalnız olmadığını vurgulayarak, “Tüm kalbimizle evladımız Giray’ın yanındayız. Bu zorlu süreçte dayanışmanın gücüne inanıyoruz. El birliğiyle, imkânlarımız ölçüsünde Giray'a destek olmaya devam edeceğiz. Katkı sunmak isteyenler için köprü olacağız. Giray’ın tedavisi için çok yüksek miktarda paraya ihtiyaç var ve bu paranın toplanması için hepimizin çok çalışması gerekiyor. Tüm yurttaşlarımızı Giray’ın umuduna ortak olmaya ve bu süreçte ailesinin yanında durmaya, destek olmaya davet ediyorum” dedi.<br />
Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık’ın, Giray için başlatılan yardım kampanyasına önemli katkılar sağladığına dikkat çeken CHP Grup Başkan Vekili Cemal Çalışkan "Giray’ın tedavisine destek olmak, farkındalık oluşturmak istiyoruz. Sesimizin ulaştığı herkesi bu kampanyaya katkı sağlamaya davet ediyoruz. Allah kimseyi evladıyla sınamasın. Biz Gaziemir Belediye Meclisi olarak bir anne babanın yardım çığlığını duymazdan gelemeyiz ve gelmiyoruz. Gaziemir'in ve İzmir'in sivil toplum kuruluşlarına, vakıflarına, iş insanlarına ve siyasilere sesleniyorum; bu çocuğun sizin desteğinize ihtiyacı var. Basın emekçilerinden de Giray’ın sesini ülkemizin gündemine taşımalarını rica ediyorum. Giray için şimdi sıra Gaziemir'de, şimdi sıra İzmir'de. Giray evladımızı Gaziemir'e emanet ediyorum" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.demokratgazete.com/images/media/2026/02/gaziemir-belediye-meclisinden-dmd-hastasi-giraya-yardim-cagrisi_6981e0bbc84ad.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Demokrat Gazete</author>
                <link>https://www.demokratgazete.com/gaziemir-belediye-meclisinden-dmd-hastasi-giraya-yardim-cagrisi/43442</link>
                <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 14:43:00 +0300</pubDate>
            </item>
            </channel>
</rss>
