Bayram Sonrası Vaka Sayılarında Ciddi Artış Var!

1 Temmuz itibari ile yasaklar kalktı, tatil sezonu açıldı, Kurban Bayramında kimileri memleketine kimileri tatile gitti. Yasaklar kalkmadan önce düşüşe geçen vaka sayıları ise kurban bayramından sonra ne durumda olacak, okullar açılacak mı merak konusu oldu. Ülkede delta varyantının da kendini göstermesi ile gündeme gelen 4.pik’i nasıl önleriz, bu süreçte neler yapmalıyız, riske girmeden nasıl sosyalleşmeliyiz? İzmir Tabip Odası Başkanı Op. Dr. M. Lütfi Çamlı cevapladı.

Bayram Sonrası Vaka Sayılarında Ciddi Artış Var!

1 Temmuz itibari ile yasaklar kalktı, tatil sezonu açıldı, Kurban Bayramında kimileri memleketine kimileri tatile gitti. Yasaklar kalkmadan önce düşüşe geçen vaka sayıları ise kurban bayramından sonra ne durumda olacak, okullar açılacak mı merak konusu oldu. Ülkede delta varyantının da kendini göstermesi ile gündeme gelen 4.pik’i nasıl önleriz, bu süreçte neler yapmalıyız, riske girmeden nasıl sosyalleşmeliyiz? İzmir Tabip Odası Başkanı Op. Dr. M. Lütfi Çamlı cevapladı.

Bayram Sonrası Vaka Sayılarında Ciddi Artış Var!
29 Temmuz 2021 - 15:30

İzmir Tabip Odası Başkanı Op. Dr. M. Lütfi Çamlı ile pandemi süreci ve vaka sayıları hakkında konuştuk. Sayın Çamlı ile yaptığımız söyleyişiyi ilgi ile okuyacağınız umuyoruz.

Özel Röportaj: Yaren Çördük
 
- İzmirdeki vaka sayılarında ne  yönlü bir hareket var? Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
 
ÇAMLI: Vaka sayıları bugün açıklanan sayıyla yüz binde 33 oldu. Bu geçtiğimiz hafta yüz binde 3’ler düzeyindedir dolayısıyla vakada bir artış var. Artışlar bayram sonrasında çok daha belirgin olacak. Türkiye'ye baktığımızda Türkiyedeki vaka artışı çok daha ciddi. Son 3 haftada 4 katına yaklaşan bir artış var son iki haftada ise 2 katına artan bir artış var.
 
3 Temmuzda yaklaşık dört bin 300 düzeyinde olan vaka sayısı dün akşam itibari ile 20 binlere yaklaştı. İzmirde de paralel olarak bayramdan sonra artışlar yaşanacağını düşünüyoruz.
 
- Ülkemiz her yaz olduğu gibi yine ziyaretçi akınına uğradı, özellikle yine Ege ve Akdeniz sahilleri en çok tercih edilen yerler arasında. Sizce, tatilcilerin vaka sayılarına ne gibi bir etkisi olacak?
 
ÇAMLI: Tatilcilerin gelmesinden ziyade Temmuzda başlayan normalleşme süreci ile beraber tedbirlerin neredeyse tamamı kaldırıldı. Vatandaş zaten daralmıştı kısıtlamaların kaldırılması ile ‘pandemi geçti, eski yaşamımıza dönebiliriz’ şeklinde algılandı. Maskelerin artık takılmadığı, fiziksel mesafe kurallarının uygulanmadığı, kafelerin, Avmlerin eğlence merkezlerinin tıka basa dolması derken hepimize kaygı veren durumlar ortaya çıktı. Biz o süreçte bunların arta bileceği ve dolayısıyla 4. pikin ortaya çıkabileceği söyledik.
 
Üstelik bu normalleşme süreci Delta varyantının yaygınlaştığı bir çok ülkede baskın hale geçtiği ve bizim ülkemizde de delta varyantının görülmeye başlandığı süreçte bu karar alındı. Delta varyantının ne kadar bulaşıcı olduğu ne kadar kısa sürede insanları enfekte edebildiği bilindiği halde sadece ekonomik kaygılarla, yaklaşan turizm sezonunu iyi değerlendirmek amacı ile bu normalleşme süreci hayata geçti. Üstelik bu aşamada henüz aşılamada iyi bir mesafe yakalayamamıştık. Şu anda bile aşılanmanın nispeten hızlandığını ifade ettiğimiz süreçlerden sonra bile Türkiye toplumunun yüzde 28 i iki doz aşı olmuş durumda. Bu toplumsal bağışıklık diyebileceğimiz yüzde 70 lik düzeyden çok çok uzakta
 
 
Yaşadığımız son bayram süreci şehirler arası trafiğin yoğunlaşmasına özellikle sahil kesimlerine ege ve akdeniz kesimlerine ciddi sayıda  vatandaş gelmesine sebep oldu ki birçok belde birçok ilçe nüfusunun iki katına çıkan yoğunlukları ağırlamak zorunda kaldı. Bu ciddi kalabalıklar aynı zamanda fiziksel mesafenin olmadığı, maskenin çok ciddiye alınmadığı ortamlara yol açtılar ki salgının yayılması açısından önemli bir risk faktörüydü.
Bunların üstüne bir de yurt dışından delta varyantının yoğun olduğu İngiltere'den özellikle Rusya'dan çok sayıda turist akdeniz, ege sahillerine geldiler. Bunların yurtlara girişlerinde öyle çok sıkı bir denetim, karantina tedbirleri uygulanmadı.Buralara gelen vatandaşlar daha sonra yurdun dört bir yanına geri döndüler. Dolayısıyla olası bulaş riskini bütün Türkiye'ye de yaymış olacaklar geçen dönemde de böyle olmuştu.
 
Bayramdan sonraki bir hafta,10 gün sonra bütün türkiyede vaka sayılarının çok daha ciddi artacağı konusunda kaygılarımız var .
 
İzmirdeki pandemi sürecini genel olarak değerlendirdiğinizde neler söyleyebilirsiniz? Yetkililerin kamuoyu ile paylaştıkları oranlar ve pandeminin gidişatındaki söylemi ne kadar şeffaftı?
 
ÇAMLI: İzmirdeki pandemi süreci Türkiyedekinden çok bağımsız değil. Bir kere şeffaf götürülmeyen bir süreç var izmirde de . Sağlığı ve İzmiri yönetenler kamuoyunu yeterince şeffaf bilgilendirmiyorlar. İzmirde örneğin hasta sayısı ve bunların ne kadarının aşılı ve ya aşısız olduğuna dair bilgi yok.Ya da hastalığın yoğun olarak görüldüğü mahalleler, ilçeler, hangi iş kollarında, hangi yaş grubunda daha çok hasta var bunlara dair hiç bir bilgi yok.
 
Türkiyenin geneline baktığımızda pandeminin iyi yönetilemediğini sürecin daha çok pandemi ile mücadele etmekten öte pendemi ile ekonomiyi , ekonomik hayatı bir arada götürme,pandemiyi idare etme, bir takım algılarla süreci götürme yolunun izlendiğini görüyoruz. İzmirdeki durum Türkiye genelinde pandeminin kötü yönetimininde çok da bağımsız değil. İzmirde farklı olan şey aşılamanın Türkiye ortalamasına göre daha yüksek olması.
 
- Pandemi sürecinde alınan kararlarda  İzmir Tabip Odası ne kadar etkin bir rol oynadı?
 
ÇAMLI: İzmir Tabip Odası neredeyse pademinin başından beri pandemi yönetiminde söz sahibi değil. İlk Pandemi Kurumu’nda yok, İl Hıfzıssıhha Kurulu’ndan çıkarıldı. Bizim görüşlerimiz, itirazlarımız ya da bir takım önerilerimiz çok da dikkate alınmıyor. Çoğu zaman bu itirazlarımız sonrasında haklı çıkmanın üzüntüsünü yaşıyoruz. Örneğin normalleşmeye çok itiraz ettik, bunun 4. pik’i getireceğini söyledik kimse dinlemedi. Bunun ekonomik kaygılarla alınmış toplum sağlığını öncelemeyen bir karar olduğunu ifade ettik ama sonuçta bu noktaya geri geldik. Yeni bir aç-kapa yaşanacak ama kimse bunun hesabını vermiyor, kimse bunun sorumluluğundan dolayı bir yaptırıma maruz kalmıyor.
 
Sizce Türkiye pandemi sürecinden ne zaman çıkabilir?
 
ÇAMLI: Bu küresel bir sorun, küresel sorun local bir takım tedbirlerle çözülemez sadece Türkiye'de pandeminin bitmesi gibi bir durum olamaz. Bu mesela İsrail'de geçtiğimiz dönemde çok iyi bir aşılama oldu, tedbirlere çok iyi uydu. Vaka sayıları neredeyse sıfırlandı, okulları açtılar hatta maskeler çıktı ama turizm sezonu ile beraber bu delta varyantı ile karşılaştılar ve şimdi vaka sayıları artmaya başladı. Dolayısıyla küresel bir sorunda meseleye küresel yaklaşmak lazım, çözüm de küresel olmak durumda. Bu yüzden pandeminin ne zaman biteceği sadece Türkiye'de ki şartlarla ilişkili değil. Genel bir takım şeyler söyleyecek olursak Dünyanın özellikle riskli grupları başta olmak üzere %70-80 etkin bir aşı ile bağışıklanabilirse ve toplumsal bağışıklık sağlanabilirse ve o sürece kadar da bütün dünyada insanlar duyarlı bir şekilde pandemi kurallarına katı bir şekilde uyarlarsa hızlı bir aşılama ile bu yıl sonunda ciddi başarılar elde edilebileceğini düşünüyorum.
 
- Hocam, görüyorum ki ‘Gezicidoktor’ diye bir sosyal medya hesabınız var. Aileniz ile doğal güzellikleri bolca gezmişsiniz. Peki, vatandaş riske girmeden bunalımlı süreci nasıl atlatabilir, tavsiyeleriniz neler?
 
ÇAMLI: Açık hava güvenli bir ortam. Enfeksiyonların yüzde 90 dan fazlası kapalı ortamlardan meydanı geliyor. Açık ortamlarda bulaş riski az. Hatta açık havada belli fiziksel mesafeleri okuyabiliyorsanız maske takmamak bile bir ölçüde tolere edilebilir. Tabi ki takılsın ama en yakın insan sizden 50 metre uzakta açık havadasınız takmasanızda belki sorun olmaya bilir.
 
Pandemi sürecinde yapılan en büyük hatalardan biri sokağa çıkma yaskalarıydı. Bu insanları çok bezdirdi. çok uygun bir yöntem olmadığını herkes kabul ediyor. kişilerin parklara bahçelere fizikle mesafeye dikkat ederek çıkmaları dolaşmaları, doğa yürüyüşlerine takılmaları çok kötü değil . Tam tersine kapalı ortamlar, düğünler, toplantılar, kutlamalar, kafe gibi süreçler çok daha riskli ve sıkıntılı.
 
Önümüzdeki süreçte bir tedbir alınacaksa bile bu bir sokağa çıkma yasağı şeklinde değil kapalı ortamlardan uzak durma, gerek çalışma hayatı olarak gerek eğlence ya da sosyal etkinlikler çerçevesinde mümkün olduğunda uzak duracak ya da kapalı ortamların iyi havalanması sağlanacak kapalı ortamda çalışıyorsak güvenli çalışmanın koşullarının sağlandığı düzenlemeler yapılarak pandemi ile mücadele çok daha etkin olabilir.
 
-  Pandemi sürecinde izlenen yol ve alınan kararlar size doğru muydu?
 
ÇAMLI: Pandemide baktığımız zaman bir takım şeylerin yanlış olduğunu bir kere daha çok net gördük. Dünyada uygulanan sağlık politikaları özellikle 1980'lerden sonra neoliberal politikalar dediğimiz ülkemizde ise sağlıkta dönüşüm politikaları olarak söylenen sağlığın bir hak olmaktan çıkıp sağlığın bir ticari faaliyet, kar edilen bir sektör haline getirilmesinin nasıl sıkıntılara yol açabileceğiniz sağlıkta para kazanma ya da kar odaklı sistemin nasıl felaketlere yol açabileceğini çok net gördük.
 
Özel sektör covid hastalar yerine kar getirebilecek alanlarda kullanmayı tercih etti, yoğun bakımda yatak bulamazken bazı özel hastanelerin obezite cerrahisine devam ettiklerini biliyoruz.
 
Türk tabipler birliği, ya da tabip odaları ya da sağlık meslek örgütleri ile işbirliği koordinasyon sağlanamadı pandemi mücadelesine toplumun katılmasına izin verilmedi. Sonuçta baktığımızda pandemi ile mücadelede de etkin bir pandemi ile mücadele stratejik planı yok. Şu anda böyle bir salgın var bir Temmuzdan bu saya vaka sayıları yaklaşık dört katına çıktı ama hükümetin buna yönelik bir eylem planı yok ya da bu konu hiç konuşulmuyor.
 
-Bugün ÖSYM Üniversite sınav sonuçlarını açıkladı ve adaylar tercih sürecine girdi. Üniversiteli gençler merak ediyor okullar açılacak mı? Sizce okulların açılması doğru mu, açılırsa nasıl bir yol izlenmeli?
 
ÇAMLI: Eğitim çok önemli bir durum, pandemide eğitim ciddi anlamda aksadı. Çocuklarımız bedenen ve ruhen ciddi sıkıntı yaşadılar, yaşamaya da devam ediyorlar. Gördük ki pandemilerde eğitime ara verilmesi pandemi gidişatı çok etkilemiyor. Bütün dünya pandemide eğitime ara vermek uygulamasından vazgeçtiler, Türkiye ne yazık ki bu konuda en çok okulunu kapalı tutan ülkeler arasında 2. sırada geliyor, bu kadar uzun süre kapalı olması kabul edilebilir bir durum değil.
 
12 yaş ve üstünün aşılama programına alınarak bunların efektif bir şekilde aşılanması keza eğitim öğretimde çalışanların, öğretmenin, personelin aşılanması ve okulda da gerekli önlemler alınarak eğitime başlamasını şart olduğunu düşünüyorum. Eğitimde belli aralarda değerlendirme yapılarak öğrencilere, personel ve  eğitimcilere test yapılarak salgının ciddiyeti konusunda değerlendirmeler yapılarak belki lokal değişiklikler olabilir.
 
Eğitim Eylül ayında tedbirler alınarak, okulların alt yapısı geliştirilerek, okulların fiziki sorunlara çözüm getirilerek özellikle taşıma ile yapılan eğitimlerde pandemi kurallarını bir şekilde sağlayarak eğitim yapılmalı. Umut ediyorum ki bu eylül ayında eğitim sistemi normale döner.

YORUMLAR

  • 0 Yorum