CHP Aliağa İlçe Başkanı Özcan Durmaz, belediye mülklerinin icra ile satılmasına karşı çıkarak belediyenin kanuna karşı hile yapmaya çalıştığını söyledi. Durmaz açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

 

“Aliağa Belediyesi şimdide icra yöntemiyle, ihalesiz ve adrese teslim köy arazisi peşkeşi kurnazlığı icat etti. Bozköyden belediyeye geçen mülklerin icra kumpası ile nasıl satılmaya çalışıldığının ibretlik öyküsünü aşağıda okumanızı dilerim.

Bozköy tüzel kişiliğinin mülkü iken Nisan 2014 de Bütünşehir Yasası ile Aliağa Belediyesine geçen, ağır sanayi bölgesindeki, son derece kıymetli; 212 parsel numaralı 35500 m2’lik ve 1455 parsel numaralı 9684 m2’lik arazileri Belediye Başkanlığınca, hileli bir şekilde, değerinin altında ve haraç mezat satılmak üzeredir.

Söz konusu bu mülkler, Bozköy tüzel kişiliğinde iken bir demir çelik firmasına uzun süreli olarak kiralanmış ve bu kira sözleşmesi tapu siciline kaydettirilmiş. Arazilerin mülkiyeti belediyeye geçtikten sonra 2015 yılında, Belediye Başkanı bu arazilerin, kiracı olarak kullanan şirkete doğrudan satılması konusunu Belediye Meclisine getirdi. Bu talep Belediye Meclisinde CHP’li ve AK Partili üyeler tarafından 7 Kasım 2015 tarihli toplantıda, “Belediye mülklerinin ihalesiz ve doğrudan satışı yasaya aykırı” olduğu için reddedildi. Belediye Başkanı buna rağmen, bu mülklerin aynı şirkete satışında ısrarını sürdürdü. Satış talebini 5 Ocak 2016 tarihli Belediye Meclisi gündemine yeniden getirdi. Bildiğiniz gibi belediye başkanının partisinin mecliste üye çoğunluğu yok. Kararın geçmesi için CHP’nin veya AK partinin meclis üyelerinin de destek vermesi gerekiyor. Nitekim 5 Ocak 2016 tarihinde yapılan meclis toplantısında, belediye başkanının ihalesiz ve doğrudan satış talebi bir kez daha reddedildi.

Başkanın ısrarından vazgeçmediği, bu mülkleri ihalesiz ve kamu yararına aykırı olarak, değerinin çok altında ve adrese teslim şekilde satma konusunda, siyasi ahlaka aykırı, yeni bir cin fikir buluğu ortaya çıktı. Daha önce Belediye Meclisi kararıyla satamadığı Bozköy’e ait 212 parsel numaralı 35500 m2’lik, 1455 parsel numaralı 9684 m2’lik arazileri şimdi hileli bir icra işlemi ile zorla satmaya çalışıyor. Aklı iyiliğe çalışan birisinin asla düşünemeyeceği plan ise şöyle kurgulanmış.

Belediye, İzmirli madeni yağ satan bir firmaya 256.000,- TL tutarında borçlanmış ve firmanın avukatı Aliağa İcra Müdürlüğünden 2017/4430 E. sayılı dosyayla icra takibi başlatmış. Belediye icra dosyasına borcu ödememiş ve Bozköy 1455 numaralı parseli teminat olarak bildirmiş. Yine Belediye, İstanbuldan hırdavat satıcısı bir firmaya 307.000,- TL tutarında borçlanmış ve firmanın avukatı Aliağa İcra Müdürlüğünden 2017/3620 E. sayılı dosyayla icra takibi başlatmış. Bunun yanında Belediyeye taşeron işçi hizmeti veren bir firma da 1.149.000,- TL’lik icra takibi başlatmış. Belediye her iki icra dosyasına olan bu borçları da ödememiş ve Bozköy 212 numaralı parseli teminat olarak bildirmiş.

Yani belediye alacaklılara “bu arazlleri icradan satın, borcunuzu tahsil edin” demiş. Ağır sanayi bölgesindeki bu arazilerin piyasa değeri toplam 55 – 60 milyon TL seviyesindedir. Tabii satılırken kıymet takdir değeri olarak belirlenen yarı fiyatın altındaki bedel üzerinden satışa çıkılacak ve o rakamın da yarı fiyatına, halen arazilerin kiracısı olan şirkete satılacaktır.

Yapılan bu işlemler kanuna karşı hiledir. Aliağa Belediyesinin mülklerini ihalesiz ve bedelinin çok altında, Başkanının kendi istediği yere satması için kurulmuş bir tuzaktır. Yapılan iş ve işlemler sahtelik ve kumpas kokmaktadır. Aliağa da hırdavat ve madeni yağ satan firmamı kalmamıştır ki belediye İzmirli firmadan madeni yağ, İstanbullu firmadan hırdavat almıştır. Bu alış verişler bile şaibelidir. Muhtemelen icradan satış işlemlerine dayanak yapmak üzere özel olarak seçilmiş firmalardır. Zaten her iki firmanın da avukatı aynı kişidir. Aliağa Belediyesi yıllık 120 Milyon TL gibi devasa bir bütçeye sahiptir. Bütçesine göre minnacık olan bu borçları ödeyemeyerek, icradan mülk sattıracak durumda değildir.

Bozköy’ün bu çok kıymetli, nadide mülklerinin teminat verildiği alacak dosyaları 2017 yılının Ağustos- Eylül aylarına aittir. Oysa Belediye daha sonraki tarihlerde açılan alacak davalarına arazi teminatı vermeden doğrudan para ödemesi yapmıştır. Örneğin, 2017 Kasım ayında icraya verilmiş olan 2017/4657 E. sayılı bir elektrik malzemeleri firmasının alacak dosyasına 485.913,-TL para ödenmiş, 2017 Ekim ayında icraya verilen, Belediyenin taşeron işçi hizmeti satın aldığı bir firmanın 2017/4020 E. sayılı alacak dosyasına 495.464,-TL ödeme yapılmıştır. Benzer başka birçok başka dosya örnekleri var ama uzatmayacağım. Kaldı ki Belediyenin kasasına son birkaç ay içinde; Çaltılıdere köyündeki arazi satışından 12,5 milyon lira, Teiaş’a Samurluda satılan araziden 2,5 milyon lira ve Karayolları kamulaştırmasından gelen 10 milyon lira olmak üzere toplam 25 milyon lira, bütçe gelirleri dışında fazladan para girmiştir. Yani Belediyenin parası vardır. Belediye başkanının niyeti sarih olsa, gelen bu paralarla önce icralık borçları öder, Bozköy’ün bu kıymetli arazilerini icradan sattırmazdı. Ya da hiç çaresi yoksa belediyenin sahibi obulunduğu 1100 parça mülk içinden fiyatı borçla uyumlu olan başka küçük mülkleri teminat gösterirdi.

Çok net olarak anlaşılmaktadır ki bu araziler, Belediyenin parası olmadığı için değil, adrese teslim satışa dayanak yaratmak için icradan, başkan tarafından özellikle sattırılıyor. İcradan yapılacak bu satışa, zaten kiracı olan ve kira sözleşmesini tapuya işleten firmadan başka kimse girmeyecektir. Çünkü kiracısı belli olan ve uzun süre daha kiracısı tarafından kullanılacak olan bu mülk kimsenin işine yaramaz. Bu kiracı firma bu araziyi gerçek bedelinin yarısı bile etmeyen kıymet takdir değerinin yarı fiyatına, gerçek değerinin ise dörtte birine icradan satın alabilecektir. Arazinin satışı 22 Şubat tarihinde İcra Müdürlüğünce yapılacaktır. Belediyenin bu tasarrufu kirli bir işlemdir. Ahlaka aykırı, kamu çıkarına aykırı, yasaya aykırı, insanlığa aykırıdır. Kimse bu işlemin icra yoluyla mecburi bir kamu mülkü satışı olduğuna, bu işin arkasında bir menfaat olmadığına inanmaz

Yazıklar olsun. Kendisine kamu mülkü emanet edilen, kendisine şehir emanet edilen belediye başkanı, emanete ihanet etmektedir. Gerçekten kamu çıkarına hizmet eden bir başkan böyle bir işe girer mi? Toplamı 1 milyon 800 bin lira olan borçlar için, Bozköy’lü hemşerilerimizin 50-60 milyon liralık mülklerini iç ettirir mi?

Bu konu muhalefet partilerince belediye meclisinin gündemine getirildi. Küçücük bir borca karşılık bu arazilerin satılmaması, Ak Partili ve CHP’li meclis üyelerince talep edildi. Belediyenin bu borçları ödeyebilecek durumda olduğu bilinmesine rağmen, Bozköy’ün arazilerinin haraç mezat ve kirli bir şekilde satışına engel olmak için, bu dosyaların borcunun ödenmesi amacıyla belediye başkanına bankadan kredi alabilme yetkisi verilmesi teklif edildi. Muhalefet meclis üyeleri kamu mülkünü korumak için her türlü adımı attı. Belediye başkanının bundan sonra, hala kurnazca kumpasa devam edip etmeyeceğini, milletten utanıp utanmayacağını ve bu kirli satış girişiminden vazgeçip geçmeyeceğini hep birlikte göreceğiz.

Benzer büyüklükteki ilçelerin bütçesinin en az 4 katına sahip olan Aliağa Belediyesi, elindeki bütçeyi savurgan harcamalarıyla tüketmekte, her geçen gün borçlarını artırmaktadır. Yapılan sınırlı miktardaki iş ve hizmetleri de borçlanarak yapmakta, bu borçları da ödemeyerek icraya taşıtmaktadır. Bozköy arazileri örneğinde olduğu gibi icradan yapılan bu satışları ise kirli yöntemlerle başka amaca hizmet edecek şekilde planlanmaktadır.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak; diğer konularda olduğu gibi, ahlak dışı bir tertibe alet edilerek iç edilmeye çalışılan Bozköy arazileri konusunda da hemşerilerimize gerçekleri anlatmayı, kamu hakkını ve çıkarını sonuna kadar savunmayı bir görev sayıyoruz. Tüm haksız uygulamalara olduğu gibi Bozköy arazilerine göz diken gözü dönmüşlere karşıda, halkımızla birlikte kamu hakkını sonuna kadar, takip edeceğimizi bir kez daha bildiriyorum.”

Dier Yazlar