Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Atila Sertel, 27. Dönem için adaylık başvurusunu yaptı. Ön seçimde üçüncü olarak 1 Kasım 2015 seçimlerinde İzmir ikinci bölgeden aday gösterilen ve Meclis’e giren Atila Sertel, yeni dönemde de üretmeye, sokak sokak dolaşmaya, haksızlık ve hukuksuzlukların karşısında durmaya, mücadele etmeye devam edeceğini söyledi.

Diğer milletvekili arkadaşlarıyla birlikte olağanüstü bir dönem yaşadıklarını anımsatan CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, 24 Haziran’dan sonra Türkiye’nin normalleşme sürecine gireceğini, 25 Haziran sabahı tüm Türkiye’nin çok daha mutlu, çok daha huzurlu, geleceğe güvenle bakan bir güne uyanacağını vurguladı.

“Hak, Hukuk, Adalet” anlayışı içerisinde geçmişin kötü izlerini silerek Türkiye’nin geleceğine yön veren ekip de yer almak amacıyla adaylık başvurusu yaptığını dile getiren CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, şunları söyledi:

“3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde partimizin genel merkezine adaylık başvurumu yaptım. Cemiyet Başkanı ve Federasyon Genel Başkanı olarak basın ve ifade özgürlüğüne yönelik yürüttüğüm mücadeleyi diğer gazeteci kökenli milletvekili arkadaşlarımla birlikte Meclis’te de devam ettirdik. Meclis kürsüsünden her türlü haksızlığa karşı lafımızı esirgemeden sesimizi yükselttik.

  1. Dönem’de 2.5 yıl görev yapabildik ancak bu 2.5 yıla çok şey sığdırdık. Milletçe 15 Temmuz Darbe girişimine maruz kaldık. Başkanlık sistemine geçilmemesi için Anayasa değişikliği görüşmelerinde Meclis’te sabah saat 5’lere kadar mücadele ettik. Referandum sürecinde mahalle mahalle, sokak sokak, kapı kapı dolaşarak ‘Hayır’ dedik. Meclis İçtüzüğü değişikliğine karşı durduk ancak ‘otomatik olarak kalkan parmaklara’ karşı değişikliğe engel olamadık.

Vatandaşlarımızın bizlere ilettiği taleplerin, yaşadığımız kentin ve güzel ülkemizin sorunlarının çözümü noktasında 105 yazılı soru önergesi, 17 sözlü soru önergesi, 7 kanun teklifi, 7 araştırma önergesi verdim. Meclis kürsüsünden 50 konuşma yaptım.

Atanamayan öğretmenlerin, intibak yasası ile açlık sınırında yaşayan emeklilerin, meslek olarak kabul edilmeyen itfaiyecilerin, günlük 11 liraya çalışmak zorunda bırakılan mahkumların, denetimli serbestlik bekleyen mahkum ailelerinin, 3600 ek gösterge isteyen polislerin, zorla evlendirilen çocuk gelinlerin, doğayı katleden termik santrallere karşı mücadele yürüten yurttaşların, belediye dersanelerinde eğitim gören çocuklarımızın, günde 40-50 hastaya bakmak zorunda kalan doktorlarımızın, kapatılan gazete ve televizyonların, işsiz bırakılan, hapse atılan, basın kartlarına el konulan gazetecilerin, kamu kurumlarına giriş sınavlarında yapılan usulsüzlüklerle mağdur olan gençlerimizin, ürünü tarlada kalan çiftçimizin, taşeron işçilerinin, çocuklarını zararlı alışkanlıklardan kurtarmak isteyen ebeveynlerin, ayrımcılığa maruz bırakılan şehit ve gazilerimizin, omuz omuza çalıştığımız danışman arkadaşlarımızın, onlarca cana mal olan Tire-Belevi yolunun yapılmasını isteyen vatandaşlarımızın, jeotermal kuyusu istemeyen Uzundere halkının, Gediz Nehri’nin kirliliğine maruz kalan üreticilerin, şehit ailelerinin, tutuklu öğrencilerin, Kirazlı Hatice ninenin, minik Alperen’in anne ve babasının ve daha onlarcasının Meclis’teki gözü, kulağı, sesi olduk.”

Dier Yazlar